Anasayfa İnceleme Bölüm İnceleme Bölüm İncelemesi: BTS Bon Voyage 2×03 “Shouting BTS Out in the Center...

Bölüm İncelemesi: BTS Bon Voyage 2×03 “Shouting BTS Out in the Center of Hawaii”

0 263

Herkese Merhaba!

BTS Bon Voyage 2. sezonun “Shouting BTS Out in the Center of Hawaii” isimli 3. bölümü, 11 Temmuz’da yine V LIVE üzerinden yayınlandı. Bu yazıda 3. bölümde olanları hem özetleyeceğim hem de biraz kendi gözlemlerimden bahsedeceğim yine. (Zaman kısıtım olduğu için ilk iki bölümdeki kadar detaylı yazamayabilirim bu bölümde öncelikle onu belirteyim, lütfen kusura bakmayınız.)

1. Kısım – Masa Bowlingi:

Bu bölümün açılışı bir oyun ile oldu. Akşam kaldıkları evde masa etrafında toplanan üyelerimizi, üzerinde çeşitli rakamların olduğu labutlar bekliyordu. Bu oyunu, ertesi günün akşam yemeği için kazanacakları parayı belirlemek adına oynayacaklarını açıkladı hemen yapım ekibi. Bu oyunun, şnorkelle dalış & arkadaşlık turu sonrası akşam oynandığını sanıyorum, üyeler oldukça yorgun görünüyorlar ve sanki biraz da isteksizler. Bir an önce bitse de gidip dinlensek gibi bir halleri var. Çocuklara hak da veriyorum açıkçası, tatilde bile akşam yemeği parası için çalışmaları gerekiyor 🙂 Neyse, oyunumuzla devam edelim. Oyunun kuralları basit, bir baduk taşı var ellerinde bu taşı atıp labutları devirecekler ve devirdikleri labutların üzerinde yazan rakamların toplamı kadar para alacaklar. sadece şöyle küçük bir sıkıntı var, labutlardan birinin üstünde -25 yazmakta.

Oyuna başlamadan önce, kimin ilk başlayacağına karar vermeye çalışıyorlar. Daha önce bowling yeteneği hakkında pek çok defa konuşulan JK’in biraz böbürlenir bir hali var. Üyeler de bunu fırsat bilip, Jungkook’dan başlayıp oturma sırasına göre ilerlemelerine karar veriyorlar. JK atışını yapmadan önce üyeler “Bowling Tanrısı JK, God Kook” gibi sözlerle Jungkook’a destek veriyorlar. Ancak oldukça gergin olan JK, ilk atışında maalesef hiç bir labutu deviremeyip 0 puan alıyor. Onun bu haline acıyan üyeler de, çocuk aç kalmasın diye “3 hakkı olsun bari” şeklinde bir kural uyduruveriyorlar. İkinci atışında JK yine puan alamayınca, üçüncü atışı yapmadan önce Jimin “Ben bile heyecanlandım” diye tepki veriyor. JK üçüncü atışında bu sefer de -25 puanlık labutu devirerek, bu konuda aşırı yeteneksiz olduğunu ispat etmiş oluyor 🙂

Atış yapmak için 2. sırada J-Hope var. JK’in inanılmaz başarısızlığı ardından, o da atışını yapmadan önce aşırı heyecanlı olduğunu söylüyor. J-Hope ilk atışında 3 dolarlık labutu deviriyor sadece ve akşam yemeğine harcamak için 3 dolar kazanmış oluyor. Haya kırıklığına uğrayan J-Hope yerine geçerken, bu sefer sırada NamJoon var. İlk atışında 5 labutu birden deviren NamJoon, toplamda 23 dolar kazanıyor. Bunun ardından üyeler kendisine iltifat etmeye başlıyorlar, Jimin “NamJoon bugün çok yakışıklısın” diyor, Tae de NamJoon ile el sıkışıp “Dün de çok başarılıydın” diye tebrik ediyor liderini. Sıradaki isim Suga. Suga da ilk seferinde birden fazla labutu devirmiş olsa da eksi puanlı labutu da devirdiği için yalnızca 9 dolar kazanıyor. Şansını deneyecek 5. üyemiz Jin. Hızlı bir atış yapan Jin, maalesef yalnızca 7 dolar kazanabiliyor. Jin’den sonra atış yapacak isim Jimin. Mochi’miz diğer üyelerin aksine, daha farklı bir atış tekniği kullanıyor. (Bunu, daha önceki programlardan birinden daha hatırlıyorum, sanırım Rookie King’de de böyle bir yarışma yapmışlar. Jimin muhtemelen lise döneminde arkadaşlarıyla pek çoksefer bu oyunlar oynamışa benziyor, deneyimli.) Genelde yarışmalarda pek başarılı olmayan Jimin, ilk atışında labut deviremiyor. İkinci atışında da yalnızca 4 dolar kazanabiliyor. Son atışı yapan üyemiz Tae, ilk atışında labut deviremeyen Tae, ikinci atışında toplam 17 dolar kazanmayı başarıyor.

Böylece yarışmanın birincisi pek alışık olmadığımız üzere NamJoon oluyor ki kendisi Körebe oyununu da kazanmıştı. Hawaii liderimize yaramış olsa gerek 🙂

-25 puan alan ve üyeleri çok güldüren JK’in oyunlar konusundaki hırsı malumunuz. Üyeler kendi aralarında, oyuna devam edip nasıl daha fazla para kazanacaklarını konuşurlarken, JK bir fikir atıyor ortaya. Ana yemeğini risk eden JK, eğer 30 dolarlık labutu devirebilirse 5 dolar istiyor, eğer deviremezse de yemeğinden tamamen vazgeçeceğini söylüyor. Yapım ekibi kabul edince de atışını yapıyor. Veeee sonuç olarak yine -25 puanlık labutu devirerek, tamamen kaybetmiş oluyor 🙂 Bu noktada diğer üyelerin verdiği tepkiler inanılmaz komik, özellikle Jin ve Jimin gülmekten yerlere düşüyorlar.

JK’den sonra Jimin de kumar oynamaya karar veriyor ve tekrar denemek istediğini söylüyor. Eğer başarısız olursa o da JK gibi hiç para almayacak, eğer başarırsa 10 dolar kazanacak. Hatta melek insan Jimin, eğer 10 dolardan fazla labuta isabet ettirebilirse JK’e de para vermeleri için pazarlık etmeye çalışıyor ancak JK bunu kabul etmiyor. Ve sonuç olarak Jimin’in atışı başarılı oluyor, 30’luk labutu devirip 10 doları kazanıyor. Bunun hemen ardından üyeler -özellikle JK- yeniden şansını denemesi için Hobie’yi gaza getiriyorlar. JK tek başına açlık çekmemekte kararlı. Sonunda J-Hope’ta yeniden şansını deniyor ve ilk iki atışında başarısız oluyor. Tabi bu arada Suga sosyal mesaj vermeyi ihmal etmiyor: “Sakın kumar oynamayın, sonunuz böyle olu” diye 🙂 Ve sonuç olarak J-Hope da -25’lik labutu devirip kazandığı parayı da kaybederek ertesi gün aç kalacaklardan biri haline geliyor 🙂

2. Kısım: Akaka Şelale Gezisi

BTS’in Hawaii’deki 3. gününün ilk durağı Akaka Şelalesi. Üyeler şelaleyi görmek için, milli park içerisinde yürüyüş yapıyor, etraftaki doğal güzellikleri gözlemliyor ve kendi aralarında anlamlı-anlamsız pek çok şey ile alakalı sohbet ediyorlar. Mesela NamJoon Jimin’e “Burada karşına dinazor çıksa ne yaparsın?” diye soruyor; o da “Üstüne biner gezerim” diye cevap veriyor. Tae “Acaba Akaka şelalesi dünyanın en yüksek şelalelerinden biri mi, değil mi?” diye soruyor, Jin “Sadece güzel bir şelale” diye cevap veriyor. Uzun ve yorucu bir yürüyüşün ardından sonunda şelaleye varıyorlar. J-Hope, karşıdan çok beğendikleri şelalenin altına gitseler ne güzel olacağını söyleyince namJoon “Muhtemelen su belimizi kırardı” diye cevap veriyor ki bu Jin’e serbest çağrışım olarak “Spine Breaker” kliplerini hatırlatıyor: kol kola giren NamJoon ve Jin, Spine Breaker dansını yapmaya başlıyorlar 🙂

Burada sevimli bir ayrıntı daha var, parmakları sarılı olan Jimin (neden parmaklarını incittiğini bilmiyoruz) kendi başına tuşa basıp selfie çekemediği için, JungKook’dan düğmeye basmasını rica ediyor, onun yardımıyla selfie çekiyor.

Üyeler Bon Voyage ilk sezonda da Norveç’te Fjord’ları görmeye gitmişlerdi. Suga, Hobie ve NamJoon’a hangi şelaleyi tercih ettiklerini soruyor, NamJoon Fjord’u seçerken, Hobie Akaka’yı tercih ettiğini söylüyor. Daha sonra Jin de daha yakından görme şansları olduğu için Fjord’u tercih ettiğini ekliyor.

Pek çok fotoğrafın ve yorucu bir yürüyüşün ardından, bu gezileri de sonlanmış oluyor. Piknik masası etrafında toplanan BTS üyeleri, bu gezide hoşlarına giden şeyleri sayarken gördükleri devrilmiş kocaman bir ağaçtan ve şelalenin orada karşılaştıkları gökkuşağından bahsediyorlar ki, bu çocukça heyecanlı hallerini çok sevimli ve bir o kadar da naif bulduğumu eklemeliyim.

3. Kısım: Hawaii Yerel Mutfaği ile Öğle Yemeği

Yapım ekibi yakınlarda yerel bir restaurant olduğundan, burada Hawaii’ye özgü yemekler yapıldığından (pancake, Loco Moco, Saimin vs.) bahsediyor. Üyeler tek tek gidip sipariş verecekler ve yemeklerini paket yaptırıp yakın bir parkta yiyecekler. BTS, Hawaii yerel mutfağını denemek için yola çıkıyor.

Yolda giderlerken NamJoon gidecekleri restaurantın menüsünü buluyor online olarak ve bunun üzerinde konuşuyorlar biraz. Nedendir bilmiyorum, yemek mevzusunun Kore insanının hayatında bu kadar fazla yer tutyor olmasını biraz tuhaf ve komik buluyorum. Yemek konusunda biraz takıntılı gibiler. Yemeği yemek kadar, onun hakkında konuşmak ve düşünmek için de zaman harcıyorlar 🙂

Sonunda restaurantın olduğu yere varan üyeler, birer birer siparişlerini vermek için araçtan inecekler. Sanırım burada yapım ekibi, sipariş verirlerken sürekli NamJoon’dan yardım alan ekip üyelerini yerel halk ile İngilizce konuşturmak konusunda kararlılar.

İlk giden RapMonster oluyor ve şahane İngilizcesi ve aksanıyla pancake siparişi veriyor. İkinci giden Min Yoongi bey oluyor. O da görevlinin tavsiyesi ile kızarmış noodle ve pancake siparişi veriyor. (Çocukların mecbur kaldıklarında ne de güzel İngilizce konuşarak, insanlarla anlaştıklarını görmek sevindirici) Sipariş vermek için 3. giden üye Jimin. Jimin her “Excuse me!” dediğinde gülümsememize engel olamamamız normal değil mi?

Jimin restaurantın en popüler yiyeceğini soruyor ve tavsiye üzerine eggs benedict ve Sumo Da Brada siparişi veriyor. Daha sonra ise biraz zorlansa de oranın en ünlü içeceğini soruyor. Garsondan gelen “Pepsi” cevabı ile kahkahalara boğuluyor, tabii biz de 🙂

Jimin’den sonra sipariş vermeye giden üye J-Hope oluyor ve Karbi Ribbs, omlet ve vanilya milkshake siparişi veriyor. J-Hope’un kısa süren siparişinin ardından sırada JK var. Menünün ekran görüntülerini aldığı için onun da siparişi kısa sürüyor, milkshae, Loco Moco, Paniolo ve BBQ Burger siparişi veriyor. (Akşam yemeği yiyemeyeceği için öğle yemeğine baya bir yüklenmiş anlaşılan) Ondan sonra V, yarı uyur şekilde restauranta gidiyor ve Loco Moco, eggs benedict, kalbi ve de milkshake siparişi veriyor. (Grubumuzun küçüklerinin iştahı pek yerinde maaşallah)

Ve son olarak grubumuzun hyungu Jin, sipariş vermek üzere restauranta gidiyor. Jin, bu “Aloha!” selamlaşmasına pek düşkün zira kendisi her ortamda herkese Aloha demekten çekinmiyor 🙂 Jin de orijinal Loco Moco, Saimin Noodles ve çikolatalı milkshake siparişi veriyor. Böylece tüm siparişler tamamlanmış oluyor. Üyeler Jin’i arabada beklerken, Tae öğrendiği İngilizce cümlelerle NamJoon’u etkilemeye çalışıyor.

Bon Voyage introsunu da yaptıktan sonra, çocukları parkta bir piknik masası etrafında görüyoruz. Gelen yemekleri masaya yerleştirdikten sonra afiyetle yemeğe başlıyorlar.

4. Kısım: Akşam Yemeği İçin Market Alış Verişi

Bowling oyunundan para kazanamayan J-Hope ve JK arabada beklerken, kalan 5 üye kazandıkları para kendilerine teslim edildikten sonra akşam yemekleri için market alışverişi yapmaya gidiyorlar. Burada yeniden bir düşüncemi belirtmek istiyorum, bu çocukların hazır noodle sevdası gerçekten beni benden alıyor 🙂 Ama sanırım bu hazır noodle yeme alışkanlığı sadece BTS’de değil, tüm Kore gençliğinde var. Her gün mutlaka bir şekilde hazır noodle yiyor gibi gözüküyorlar. Hal böyle olunca, BTS’in ilk gittiği reyon yine hazır noodle reyonu oluyor 🙂

J-Hope ve JK arabada beklerlerken, J-Hope “Birbirimizi 7 senedir tanıyoruz, üyeler bizim için bir şeyler alır herhalde” diyor ve tam o sırada markette Jimin’i 3 paket noodle ile görüyoruz ve diyor ki “Onların açlıktan ölmesine izin veremem”.  Sevimli misiniz?

Efendim aynı sıralarda günün en çok paraya sahip olan üyesi NamJoon, bira reyonunda yerel biralar arasında seçim yapmaya çalışırken, Jin de “Şu anda noodleımdan vazgeçip, bir şişe vodka almayı düşünüyorum” diyor. Açıkçası ne kadar düşünsem de hiç bir üyeyi içki içip, sarhoş olurken hayal edemiyorum bir türlü 🙂

Ah bu sırada bu bölümün 2. ve 3. “Excuse me!”si geliyor Jimin’den 🙂 Görevliye, rafta gördüğü chopsticklerin ücretli olup olmadığını soruyor ve ücretsiz olduğunu öğrenince de her üye için bir çift alıyor. Ayrıca arabaya dönerken de dondurma alıp, J-Hope ve JK’e veriyor “kan şekeriniz” düşmesin diyerek. (Melek misin acaba?) Daha sonra Jimin her üye için chopstick aldığını da söyleyince, arabada baya bir tezahüratlar yükseliyor kendisi için.

Tüm üyeler alış verişlerini tamamlayıp araca geri döndüklerinde neler aldıklarını göstermeye başlıyorlar. İstisnasız her üye hazır noodle almış. NamJoon paylaşmak üzere 6’lı bira almış. Suga, içerdiği kalori miktarı ve fiyatını kıyaslayıp, “açlıktan ölmemek” için koca bir paket Oreo almış 🙂 Jin, noodle ve elma ile beraber bir de lahana almış. Neden lahana aldığı sorulunca “Bir şeyler çiğnemek istedim” diye cevap veriyor 🙂 Jin’in düşünce yapısı gerçekten bu dünyaya ait değil bence, çok gülüyorum. Evet, akşam yemeği alış verişinin bitmesinin ardından, çocuklar yeniden yola çıkıyorlar.

5. Kısım: Muana Kea Gezisi

1 saatlik araba yolculuğunun ardından, üyeler gün batımını izlemek için Muana Kea’ya varıyorlar ki bana kalırsak bu kısım, bu bölümün en güzel kısmıydı. BTS, tepeye tırmanırken yine anlamlı-anlamsız bir sürü şey hakkında konuşuyor. Jin’in durup dururken sorduğu “Acaba burada vahşi keçi var mıdır?” sorusuna cidden çok güldüm. J-Jope, Hawaii’nin diğer bölümlerine göre çok daha soğuk olan bu kısımdaki atmosferi, Save Me MV’lerindeki atmosfere benzetiyor ve tabi hemen dans figürleri başlıyor. Jin tepeye tırmanırlarken orta yaşlı bir turist ile konuşmaya başlıyor, hatta daha sonra beraber fotoğraf çektiriyorlar. ( O adam ne kadar şanslı olduğunun farkında mı acaba?)

Zirveye çıkan üyeler, manzara karşısında gerçekten büyüleniyorlar ve bol bol fotoğraf çektirmeyi ihmal etmiyorlar. (J-Hope alttaki fotoğrafları Salı günü bölüm yayınlandıktan sonra paylaştı)

BTS zirvedeyken pek çok dokunaklı konuşma geçiyor aralarında. “BTS olmasaydı burada olmazdım” diyen J-Hope’a Jin “Ne iş yapsaydın sen yine başarılı olurdun” diye cevap veriyor mesela.

NamJoon’un bu fotoğrafı da sanıyorum dağın zirvesinde oldukları günden:

Ve alttaki fotoğrafları da yine zirvedelerken JK çekiyor:

Ve son olarak alttaki fotoğrafların da yine aynı gün, aynı yerde çekilen fotoğraflar olduğunu sanıyorum:

Bu şahane manzaranın karşısında çocuklar oldukça duygusal anlar yaşıyorlar. J-Hope, yaşlandıklarında yeniden aynı yere gelmeyi teklif ediyor. Jimin “O yaşa geldiğimizde artık size karşı saygı ifadesiyle konuşmayı bırakabilirim, değil mi?” diye soruyor 🙂 Kore insanının aşırı kafya taktığı ve bizim pek de anlam veremediğimiz bir başka mevzu da bu bence…

Bu duygusal atmosferde üyeler geleceğe dair hayallerinden, planlarından bahsetmeye başlıyorlar. Jin, her şeyin başının sağlık olduğunu vurguluyor; NamJoon “Bu sene Billboard Hot 100 listesine girelim!” diyor. J-Hope’un bu yıl için hedefi, elbette ki mixtapeini tamamlamak. (Hixtape bekleyenler olarak yaşlandık, yaşlandık!)

Suga, Kanya West ile düet yapmak istediğini ve gelecek albümde daha fazla katkı sağlamak istediğini söylüyor, JungKook bir hayat hedefi olarak İngilizce’sini geliştirmek istediğini söylüyor. Ve Jimin bombayı patlatıyor: “Ben daha iyi şarkı söylemek istiyorum!”. Bunu duyan üyeler tabi ki, şu anda da gayet iyi şarkıs söylediğini, hatta mükemmel şekilde şarkı söylediğini vurguluyorlar. Ve Jimin’i bir şarkı coverlaması konusunda teşvik ediyorlar. (Çok şükür Festa sırasında “You Don’t Talk Anymore”u söyledi kendisi.) Bu arada Suga, Jimin’in kendisiyle bir subunit oluşturma konusunda söz vermiş olduğunu hatırlatıyor. (İşte benim gerçekleşmesini en çok istediğim şeylerden birisi bu.) Hem NamJoon hem de diğer üyeler Jimin’e ARMY’nin onun sesini ne kadar sevdiğini ve kendisinden bir cover şarkıyı beklediklerini üstüne basa basa hatırlatıyorlar. Jimin de, bu sene çok çalışıp, şarkı söyleme konusunda kendisini geliştireceğinin ve bir cover şarkı yayınlayacağının sözünü veriyor. Ve son olarak Jin, gitar konusunda kendini çok daha fazla geliştireceğinin ve belki de bir şarkı çalıp-söyleyeceğinin sözünü veriyor. BTS’in bu açık gönüllülüğünü ve oldukça alçak gönüllü hedeflerini gerçekten çok seviyorum.

Güneşin batmasının ardından, güzel bir gece ve yıldızların altında üyeler daha önce marketten aldıkları akşam yemeklerini yemek üzere yine bir piknik masası etrafında toplanıyorlar. Bu kısımda görüntü kalitesi iyi değil zira BTS üyeleri ayı ve yıldızları iyi görebilsinler diye flaş kullanılmamış. (Yıldızları izlerken NamJoon’un çocukluk hayalinin astronot olmak olduğunu açıklaması, yıldızların ruhunu kendine çağırması ve de yıldızlara “Sizi Seviyorum” diye bağırması gerçekten çok sevimliydi.)

Çocukları yemek yerlerken yine duygusal konuşmalar geçiyor aralarına. J-Hope “Siz olmasaydınız, buraya gelebilir miydim hiç bilmiyorum” diyor. Tae de “Daha önemlisi, siz olmadan buraya gelsem bu kadar etkilenir miydim acaba” diye ekliyor. JK “Bangtan olmasa, tüm hayatım boyunca buraya asla gelemezdim” diyor, Tae ise “Bangtan olmasa ben uçağa bile binemezdim” diye cevap veriyor. Bu duygusal anların ardından yine Bon Voyage introsu ile bu kısımı da tamamlıyoruz.

Ve son olarak, geldikleri yeni otelde kimin nerede yatacağına yine taş kağıt makas ve bir akıllı telefon uygulamasının yardımı ile karar veriliyor 🙂 Sonuçlara göre Jin ve J-Hope iki tek yatağın bulunduğu bir odada kalmaya, NamJoon ve Tae iki tek yatağın bulunduğu bir başka odada kalmaya, Suga ve Jimin iki kişilik bir yatağın bulunduğu bir odada kalmaya hak kazanıyor (ki iki küçük çocuk gibi kıvrılıp yattıkları sahne pek çok ARMY’nin gözlerinden kalpler fışkırmasına sebep oldu). Günün kaybedeni zavallı JK ise maalesef yine salondaki koltukta uyumak zorunda kalıyor.

Kısa olsun dediğim yazı yine bir roman kadar uzun oldu 🙂 Umarım keyifle okumuşsunuzdur, yine yorumlarınızı bekliyorum. Bu bölüm özellikle üyelerin birbirlerine verdiği müthiş desteği görmek açısından benim oldukça hoşuma gitti, sizin düşünceleriniz neler?

Not: Gelecek hafta yurt dışında tatilde olacağım için maalesef bölüm inceleme yazısı biraz gecikecek, şimdiden özür dilerim…