Anasayfa Editörün Notları Editörün Notları – 22 Mart ’17

Editörün Notları – 22 Mart ’17

0 186

– Uzun yıllardır aynı şeyi söylüyoruz; Türk dizilerinin bölüm süreleri azalırsa, kaliteleri artacak. Sonunda sesimizi duyan bir Ulusal Kanal oldu. Kanal D artık Pazar akşamları 60’ar dakikalık 2 dizi yayınlayacak: Bodrum Masalı ve ardından Hayat Şarkısı. Uygulama 2 Nisan’da başlıyor, alttaki şekilde de bir tanıtım yayınlanmış haber ile alakalı.

Bana sorarsanız Türk dizilerinin iki büyük sıkıntısı var: bölüm süreleri çok uzun ve bir sezonda yayınlanan bölüm sayısı çok fazla. Bu durum pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Bir defa hikaye çok fazla gereksiz olay ile doldurulmak zorunda kalıyor. Bir bölüm 2 saat olunca ister istemez çok fazla flashback, çok fazla klip-vari sahne ekleniyor. Bu durum zamanla dizinin izlenebilirliğini ortadan kaldırıyor, kısacası hikaye sapıtıyor. Kanal D’nin iki dizisinin bölüm süresini 60 dakikaya düşürmesinin, Türk dizi sektörü açısından çok önemli bir adım olduğunu düşünüyor ve sonuna dek destekliyoruz. Hem oyuncuların, hem senaristlerin, hem de tüm set çalışanlarının yükünü azaltacak bu girişim, kesinlikle dizilerin kalitesini arttıracak; buna gönülden inanıyoruz. Ayrıca, BluTV’nin yalnızca dijital platformlarda gösterilmek üzere çektiği Masum ve Sahipli gibi mini-diziler de Türk dizi sektörünün geleceği açısından çok önemli gördüğümüz diğer gelişmeler.

– Dün The Big Bang Theory‘nin 11 ve 12. sezon için onay aldığı haberini verdik hatırlarsanız. Bu haber ve bir arkadaşın paylaştığı “çalma senaryolu dizi” yorumu üzerine, Facebook’taki bazı dizi sever arkadaşlar ile güzel bir beyin fırtınamız oldu. Dizi sever dostlarla benzer kaygıları ve bıkkınlıkları yaşadığımızı görmek beni biraz rahatlattı açıkçası, yalnız değilmişim 🙂 Bir defa biz artık çok ama çok uzun sezonlardır devam eden dizilerden BIK-TIK! Amerika kanallarının “tadında bırakmayı” öğrenmesi gerekiyor. (Bununla ilgili yakında sitede anket içeren yazı paylaşacağım). Bazı diziler artık ne olur bitsin! Diğer taraftan, son yıllarda özellikle ABD dizi ve film sektörü çok ciddi bir yaratıcılık sıkıntısı yaşıyor gibi görünüyor. Gerçekten de her şeyin suyunun suyunun suyunu çıkarmış durumdalar. Bu tuttu devam edelim daha çok sezon yapalım, bu tuttu biz de bunun benzerini yapalım, bu tuttu buna bir de spin-off yapalım diye diye izleyiciyi gerçekten bıktırdılar. Bir defa re-makeler, filmden diziye devşirilen yapımlar bir an önce bitmeli. Exorcist, Mac Gyver, Lethal Weapon derken “yeni” bir şey göremez olduk ekranlarda. Vallahi ne yalan söyleyeyim, çocukluk hayalim olan süper kahraman / çizgi roman uyarlamaları bile kabak tadı vermeye başladı. Mesela Arrow derhal bitmeli, Legends of Tomorrow hiç başlamamalıydı. Çizgi roman evrenlerini sürekli genişletmeye çalışmaktansa, mevcut hikayelere odaklanmalılar. The Big Bang Theory 10 sezondur devam ediyor ve şimdi bir de prequel spin-off çekiliyor. Gerçekten, ne gerek var? Spin-offlar da işin bir diğer boyutu. Fear the Walking Dead, The Good Fight ve diğerleri. Herkes bana katılmayabilir elbette ama spin-offların da ortadan kalkmasının zamanı çoktan geldi diye düşünüyorum.

– Temcit pilavı gibi aynı şeyin tekrar tekrar önümüze koyuluyor olması sanırım bu “yaratıcılık krizi”nin en önemli göstergesi. İşte tam bu noktada, belki bir sebep ya da sonuç olarak, Kore (ya da Uzak Doğu) dizilerinin hayatıma girmiş olmasından son derece memnunum. Benzeyen hikayelere ve kaçınılmaz klişelere rağmen en azından bölüm sayısı 16-20 ile sınırlı, 2. sezon ise pek görülmüş bir uygulama değil. Sonuçta hikaye kısa bir sürede anlatılıyor ve bitiyor. Anlamsız hikaye uzatma çalışmalarına, “Onu biraz şununla sevgili yaptık, biraz da bununla sevgili yapalım, olmazsa biraz da ötekiyle sevgili yaparız” zorlamaları da yok. Nasıl ki yıllar önce Netflix ilk orijinal dizisi Hemlock Grove‘u yayınladığında, dizi sektörünün geleceğinin dijital platformlarda olduğu gerçeğini üstüne basa basa söylediysem; şimdi de eğlence sektörünü yakın gelecekte Korean Wave‘in (Hallyu) yönlendireceğini söylemek istiyorum. Bu burada dursun 😉

– Madem konu bir şekilde yine Kore dizilerine geldi, son zamanlarda izlediğim dizilerden de biraz bahsedeyim. K-drama henüz benim için yeni bir “janr” olduğundan, karşıma çıkan her başarılı oyuncu, her iyi dizi, her yeni yapım karşısında heyecanlanmaya devam ediyorum. Son haftalarda radarımda 2 oyuncu var; Ji Soo (soldaki fotoğraf) ve Lee Hyun Woo. Ji Soo‘yu Strong Woman Do Bong Soon‘da izlerken çok beğendim, o yüzden önceki dizilerinden Sassy Go Go’yu izledim ki çok sevdiğim diziler arasına girdi. Lee Hyun Woo’yu ise To the Beautiful You‘da izleyip pek sevmiştim, şu sıralar önceki dizisi Moorim School‘u izlemeye başladım ve bu dizide canlandırdığı karakteri tam olarak 10 saniye içinde çok sevdim 🙂 Yeni başlayan dizisi Lovely Love Lie‘ı (The Liar and His Lover) da izlemeyi düşünüyorum, beni heyecanlandıran dizinin ilk eleştirileri maalesef pek iyi olmasa da. The Liar and His Lover’dan şurada biraz bahsetmiştik, bu iletide geçen diğer diziler hakkında ise biraz daha detaylı bir şeyler yazmayı planlıyorum. Takipte kalınız 😉

– Arkadaş ortamlarında sıklıkla söylüyorum ancak daha önce burada yazmamıştım hiç. Maalesef ülkemizde Kore dizilerinin altyazıları ile ilgili ciddi sıkıntılar var. Altyazılar eksik ve/veya yanlış. (Bu arada küçük bir bilgi, altyazılar hiçbir zaman Kore dilinden Türkçe’ye çevrilmiyor, Hangul’dan İngilizce’ye, İngilizce’den de Türkçe’ye çeviriliyor. Hal böyle olunca anlam kayıpları yaşanması kaçınılmaz. Biz buna kısaca “Lost in translation” diyoruz 🙂 ) Bu sebeple ben Kore dizilerini İngilizce altyazı ile izlemeyi tercih ediyor. Bu şekilde yayın yapan yasal iki site tavsiye edeceğim size; Dramafever ve Viki. İki siteden de ücretsiz olarak Kore dizilerini takip edebilirsiniz, sadece bölüm sırasında çıkan 4-5 reklamı izlemeniz gerekiyor. Eğer sitelere aylık ya da yıllık ücretle abone olursanız, reklamları izlemek zorunda değilsiniz ve HD görüntü kalitesine sahip oluyorsunuz. Dramafever ve Viki’nin içerdiği diziler farklılık gösterebiliyor ve bir artı olarak Viki’de bazı diziler için Türkçe altyazı da mevcut.

– Nisan ayını iki sebepten ötürü heyecanla bekliyorum: iZombie 3. sezon ve yeni dizi American Gods başlayacak! 2016-2017 yılı açıkçası beni genel olarak (Amerikan dizileri açısından) pek heyecanlandırmayan bir yıl oldu. Bu sebeple uzun süredir izlediğim dizileri bile takip etmeyi bıraktım. iZombie zaten favori dizilerimden birisi, en sevdiğim yazar Neil Gaiman’ın ünlü romanı American Gods’ın Starz tarafından TV’ye uyarlanıyor olması ise tamamen ayrı bir boyut 🙂 American Gods için çok heyecanlıyım çünkü hem oyuncu seçimlerini başarılı buldum, hem de diziyi Starz yapıyor. Fingers crossed!

iZombie 3. sezon, 4 Nisan Salı akşamı The CW’da, American Gods ise 30 Nisan Pazar akşamı Starz’da başlıyor.

Not: Editörün Notları köşesini yeniden yazmaya başlamayı düşünüyorum. Ne dersiniz, aklımdan geçen dizi sektörüne dair düşünceleri okumak, daha az ciddi yazılarla kafa dağıtmak hoşunuza gider mi?