Anasayfa İnceleme Eleştiri Supernatural – The Road So Far* Part 1

Supernatural – The Road So Far* Part 1

Bir itiraf ile başlamak uygun olacak. 2005 yılında Supernatural pilot bölümü izledikten sonra “Bu ne yahu, çok klişe…” demiş ve 2. bölümü uzun yıllar izlememiştim. Doğa üstü güçlerin avına çıkmış 2 erkek kardeşin hikayesi ne kadar farklı/başarılı olabilirdi ki? Geçen yıllar içinde “Supernatural güzel dizi, izlemen lazım” laflarını çok duydum ama nedense pek kulak asmadım. Diziye tekrar başlamam ve tüm sezonlarını bitirmem 2012 yılını buldu. Ne de büyük kayıp!

Supernatural 7 sezondur devam eden, 2-3 defa iptalin eşiğinden dönmüş, oldukça geniş bir kemik fan kitlesine sahip, son yılların en iyi fantastik/korku dizilerinden biri. İlk 2 sezonunda “vasat ama eğlenceli” devam eden dizi, 3. ve 4. sezonlarda “açılıp”,  5. sezonda “jump the shark**” noktasına ulaştı; 6. ve 7. sezonlarda ise bir nevi duraklama dönemine girdi ama hala “ortalamadan hallice”.

Dean & Sam Winchester

Supernatural’ı izlemeyen birinin sevenlerinin bu diziyi neden bu kadar sevdiğini anlaması biraz zor, konuyu duyan kişinin diziye mesafeli yaklaşması ise olağan. Ancak Supernatural’ı tür dizilerinden ayıran 3 önemli nokta olduğunu iddia edebiliriz; Supernatural kendini ciddiye almayan ve kendiyle dalga geçebilen bir dizi, inanılmaz başarılı mitoloji/popüler kültür göndermelerine sahip ve tüm olaylar tek bir küçük kasabada geçmiyor, karakterlerimiz olayların peşinden tüm Amerika’yı dolaşıyor yani Supernatural aslında bir “yol” dizisi.

Supernatural İlk Zamanlar

Supernatural İlk Zamanlar

Tüm bu bahsettiklerimizi detaylandırmadan önce gelin diziyi biraz daha yakından tanıyalım.

Supernatural Eric Kripke tarafından yaratıldı. Şu sıralar Revolution‘ı çekmekle meşgul olan Eric Kripke 5 sezon boyunca Supernatural’ın showrunnerı idi – dizinin senaryo yazımı dahil herşeyi ilgilenen kişi, en yetkili abi yani… 6. ve 7. sezonlarda bu görev dizinin yazar kadrosundan Sera Gamble‘a verildi ancak 8.sezonda en yetkili abimiz Jeremy Carver olacak, yine yazar kadrosundan.

3.sezonu 16 bölüm, 7.sezonu ise 23 bölüm olan dizinin diğer sezonları 22’şer bölüm sürdü. Dizi, ikinci, üçüncü ve dördüncü sezonlarda iptale çok yaklaştı ki 3.sezonun 16 bölüm sürmesinin sebebi budur. “Eric Kripke aslında diziyi 5.sezonun sonunda bitirecekti / 4.sezonun sonunda bitirecekti” şeklinde rivayetler söz konusu olmakla birlikte dizi 8.sezona ulaştı; tabi 5.sezon finali güzel bir dizi finali olabilirdi elbette, geride çok kızgın hayranlar bırakacak olsa da 🙂 Şu anda başrol oyuncuları Jared Padalecki ve Jensen Ackles‘ın 9. ve 10. sezonlar için de kontratı bulunuyor. Bu, eğer kanal diziyi iptal etmezse Supernatural aynı kadroyla en az 2 sezon daha bizlerle birlikte olacak demek oluyor.

John, Sam ve Dean Winchester

John, Sam ve Dean Winchester

Supernatural, yukarıda da kısaca bahsettiğim üzere, doğa üstü yaratıkları avlayan, insanları kurtaran iki erkek kardeşin; Sam ve Dean Winchester’ın yol hikayelerini anlatıyor bize. (Saving people, hunting things, family business.) Sam daha bebekken, anne Mary’i (Samantha Smith) açıklanamayan bir olay sonucu kaybetmek Winchester ailesi için bir dönüm noktası oluyor ve baba John (Jeffrey Dean Morgan) hayatını doğaüstü yaratıkları avlamaya adıyor, iki oğlunu da kendisi gibi “avcı” olarak yetiştiriyor. Büyük oğul Dean bu duruma kolaylıkla uyum sağlıyor, babasını bir rol model olarak görüyor ve onun her söylediğine itirazsız boyun eğiyor. Ancak küçük oğul Sam yaşadıkları hayattan hep rahatsız, babasıyla sürekli çatışma halinde ve her an kendini “farklı” (freak kind of different) hissederken hep normal bir aile yaşamının hayaliyle yaşıyor. Üniversiteye gitmek için babasından ve abisinden ayrılan Sam, bir gece Dean’in gelip babasının kayıp olduğunu söyleyip ondan yardım etmesini istemesiyle tekrar istemediği halde geri dönüyor “avcı”lık mesleğine. Eh, sonrasında olaylar gelişiyor tabi.

Sam ve Dean'in sahte FBI kimlikleri

Sam ve Dean’in sahte FBI kimlikleri

Supernatural genel olarak her bölümde farklı bir “dava”nın ele alındığı tarz dizilerden. Arkada asıl hikaye devam ederken, her bölümde neredeyse bir filme sığacak kadar olay yaşanıyor. Winchester kardeşler doğa üstü olduğunu tahmin ettikleri bir olayın peşinden şehirden şehire dolaşıyor, türlü yalan dolan ile olmadıkları karakterlerin kılığına girerek (yeri geliyor FBI ajanı, yeri geliyor rahip…) olayın sebebini buluyor ve bu “sebebi” ortadan kaldırıyorlar. Tabi bu sırada bizler farklı karakterdeki iki kardeşin arasındaki atışmalarla kahkaha atıyor, Dean’in popüler kültür göndermeleriyle biraz daha gülüyor, Sam ve Dean’in varlıklarıyla görsel şölen yaşıyor, klasik rock parçalarını her duyuşumuzda heyecanlanıyor ve harika yan karakterler/konuk oyuncular ile her bölüm mest oluyoruz.

Jared Padelecki’nin Dean Forester zamanları…

Supernatural’ın bu kadar sevilmesinde Winchester kardeşler Jared Padalecki (Sam Winchester) ve Jensen Ackles‘ın (Dean Winchester) etkisi tabi ki yadsınamaz. Jared Padalecki, Supernatural’dan önce Gilmore Girls dizisinde oynadığı Dean Forester karakteriyle tanınıyordu (ki 2.Sezon 18.Bölüm olan Hollywood Babylon‘da buna güzel bir gönderme mevcuttur***). Jensen Ackles‘ın ise konuk oyuncu olarak yer aldığı pek çok gençlik dizisi ve pembe dizi mevcut,  modellik konusuna ise hiç değinmiyorum (ki 6.Sezon 15.bölüm “The French Mistake“te Dean kendi kendisiyle dalga geçiyordu bununla ilgili olarak****)

Jensen Ackles’ın pembe dizi zamanları…

Supernatural’ın oldukça sağlam bir fan kitlesi olduğundan yukarıda bahsetmiştim. Özellikle Dean Winchester karakteri “genç kızların sevgilisi” 🙂 Hem Dean’in hem Sam’in ayrı ayrı fanatikleri olmasıyla birlikte kadroya sonradan dahil olan Castiel’in de (Misha Collins) kendi hayran kitlesi mevcut. (Bu hayranlık çılgınlık seviyesine yaklaşıyor yer yer; “Bunun karısı ölsün. Çocuğu da ölsün” derecesinde çılgınlık.)

Burada derin bir nefes alıyor ve yüksek sesle söylüyorum, BU DİZİ ÇOK İYİ!

Supernatural, kendini yenileyebilen bir dizi. Alışıldık hikayeye rağmen, her bölümüyle, her sezonuyla bizi şaşırtmayı başarıp kaliteyi bir level daha yükseltiyor. Ve bunu yaparken, yani Winchester kardeşler cehenneme/cennete gidip gelirlerken ya da kıyameti durdururlarken, şaytanlarla melekler ölümüne mücadele ederlerken, kendiyle dalga geçebilen bir dizi. Bu ciddiyetsizlik ya da kendini hafife almaktan değil, aksine kendine güvenin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Durumun vehameti bize en iyi şekilde anlatılıyor evet, ama Supernatural hiçbir zaman “höt,höt,höt” didaktikliğinde anlatmıyor derdini. Eğlendiriyor. Kaç tane dizi “Ghostfacers” ya da “The French Mistake” gibi bölümler çekebilir, çekmeye cesaret edebilir ki? (The French Mistake düpedüz dizinin kendi kendisiyle dalge geçtiği bir bölüm…)

Supernatural Devils Trap – Şeytan Kapanı

Supernatural’ı diğer dizilerden ayıran önemli özelliklerinden birisi de hem popüler kültür göndermelerini hem de mitoloji destekli göndermeleri başarılı bir şekilde işlemesi. Şöyle ki, her bölümde gördüğümüz o türlü çeşit yaratığın hikayesi ya mitolojiden ya da yerel efsanelerden esinlenilerek yaratılmakta; bu hikayelerin arkasındaki ekip sıkı çalışıyor anlayacağınız. Gördüğümüz her objenin, bahsi geçen her konunun dayandırıldığı bir kaynak bulunuyor. Örneğin; Supernatural’da yer alan Şeytan Kapan – Devils Trap çizimlerinin hepsi The Lesser Key of Solomon kaynaklıdır. The Lesser Key of Solomon ise 17. yüzyılda melekler, şeytanlar, şeytan çıkarma, şeytan kapanları üzerine yazılmış bir büyü kitabı, kaynakçadır. Dizi de gördüğümüz iki esaslı kötü adamın, Alastair ve Crowley’nin isimleri rastgele mi seçildi sanıyorsunuz? Aleister Crowley satanizmin, kara büyünün, okültizmin modern zamanlardaki temsilcisidir, bu konularda kitapları bulunur. Bunların yanında dizinin ilk bölümünden itibaren hemen her bölümde mutlaka kült bir filme gönderme yapılır -ki 3.sezondan itibaren bölüm isimleri de ünlü film, kitap, şarkı ya da dizi vs. den etkilenerek konuluyor -bir bölüm sırf eski korku filmlerine saygı duruşu amacıyla çekilebiliyor (Monster Movie), Paris Hilton bir bölüme konuk edilip Dean’i tokatlıyor (Fallen Idols) ya da bir bölüm boyunca Twilight filmi ile (Live Free or Twihard -ki bölüm isminde de Live Free or Die Hard filmine gönderme mevcut) dalga geçiliyor. Bu saydıklarım bile bir diziyi çok iyi yapan özelliklerden değil mi zaten?

————-To Be Continued————–

Supernatural – The Road So Far* Part 2 28 Eylül’de 😉

Notlar:

*The Road So Far” İngilizce sözcük öbeğinin Türkçe’ye çevirisi “şimdiye kadar alınan yol” olarak yapılabilir. Supernatural’ın her sezon finalinin başında “Carry on my wayward son” şarkısı eşliğinde yapılan sezon özetinin başında yer alır bu yazı. Diğer dizilerde kullanılan “previously on” kalıbının yerine kullanılır Supernatural’da.

** “Jump the shark” kalıbı, televizyon eleştirmenleri tarafından 90lardan bu yana kullanılagelen bir metafordur. Deyim, Happy Days‘in Hollywood adlı bölümünde Fonzie‘nin, içinde köpekbalığı bulunan bir su tankının üzerinden su kayağı yaparak atlayışına bir ithaftır ve Jon Hein tarafından web sitesi http://www.jumptheshark.com‘da, bir televizyon şovunun ya da serilerden oluşan benzer bir medya yapımının başarısının zirve noktasına ulaşıp, kalitesinin düşmeye başladığı anı tasvir etmek amacı ile kullanılmaya başlandığında popüler olmaya başlamıştır. (Açıklamayı şu ekşisözlük iletisinden birebir kopyaladım. Teşekkürler kedi tasmasi.)

*** Hollywood Babylone isimli bölümde Sam ve Dean bir film setinde yaşanan cinayetleri araştırmaya giderler. Dizinin giriş sahnesinde bu Hollywood stüdyosunu gezerlerken katıldıkları turun rehberi kadın “Bu yan tarafta da Gilmore Girls seti var, dikkatli bakarsanız oyunculardan birini görebilirsiniz” der. O sırada Dean ve Sam birbirlerine bakarlar 🙂 Videoyu şuradan izleyebilirsiniz.

**** The French Mistake bölümünde Sam ve Dean bir paralel evrene geçerler. Bu paralel evren Sam ve Dean’in Supernatural isminde bir dizide rol aldıkları bir gerçeklikte yer almaktadır ve onlar aslında Jensen Ackles ve Jared Padelecki isminde iki oyuncudur. Bu bölümde Sam, Jensen Ackles’ın hayatını araştırırken aktörün pembe dizilerde oynadığını öğrenir 🙂  Videoyu şuradan izleyebilirsiniz.

  • yesim

    yazının devamını heyecanla bekliyorum 🙂

  • huntergirl

    5. sezondan sonra yazarın değiştiği çok belli oluyor umarım 10.sezon son sezon olmaz