Acıya Yer Yok Film Eleştirisi

115
Acıya Yer Yok (Novocaine)

Devam filmlerinin, yeniden uyarlamaların ve dev bütçeli süper kahraman filmlerinin vizyonu neredeyse tamamen işgal ettiği günümüzde, nadir de olsa özgün senaryolu düşük bütçeli bazı filmler de gösterim şansı yakalayabiliyor. İşte o filmlerden biri de Jack Quaid‘i başrolüne taşıyan aksiyon & komedi türündeki “Acıya Yer Yok” (Novocaine). İzleyiciye eğlenceli iki saat vaat eden yapım, 28 Mart’ta ülkemizde gösterime girecek.

Acıya Yer Yok filminde hikayenin merkezinde bir bankada müdür yardımcısı olarak çalışan Nate yer alıyor. Dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan biri gibi görünen Nate, sahip olduğu ender bir genetik hastalık sebebiyle acıyı hissedememektedir. Kendini yaralamaktan korktuğu için yaptığı her şeyi kontrol etmek zorunda olmak hem Nate’in tüm hayatını kısıtlamış hem de onu ister istemez büyük bir yalnızlığın içine sürüklemiştir. Bir gün şansı yaver gider ve kendisiyle aynı iş yerinde çalışan hoşlandığı kız Sherry ile yakınlaşmayı başarır. Fakat ertesi gün çalıştıkları banka bir soygun sırasında hedef alınır ve Sherry soyguncular tarafından kaçırılır. Nate, acıyı hissedemeyişini hayallerindeki kızı kurtarmak için kendi yararına kullanabileceğini fark eder ve San Diego sokaklarında sürprizlerle dolu şiddetli ve kanlı bir kovalamaca başlar.

Acıya Yer Yok filminin yönetmenleri Dan Berk ve Robert Olsen. İkili daha önce Villains, Significant Other ve Body isimli filmleri de birlikte yönetmişler. Senaryoyu kaleme alan isimse (daha önce pek de senaryo deneyimi olmayan) Lars Jacobson. Filmin başrolünde nepo bebekler arasında takdiri en çok hak edenlerden biri olan Jack Quaid yer alıyor. (Kendisi Dennis Quaid ile Meg Ryan’ın oğlu.) Prime Video’nun başarılı dizisi The Boys‘ta canlandırdığı Hughie Campbell rolüyle tanıdığımız Jack Quaid, oldukça yoğun bir yıl geçiriyor zira kendisi bu yıl bir diğer düşük bütçeli – orijinal senaryolu film olan Companion‘da da yer almıştı. Kendisine Sherry rolünde çok konuşulan Prey filminin başrolünde de yer alan Amber Midthunder eşlik ediyor. Kadroda yer alan diğer isimlerse Jacob Batalon, Ray Nicholson, Betty Gabriel ve Matt Walsh.

Dan Berk ve Robert Olsen‘ın projeye başlarken filmin başrolü için akıllarında özellikle tek bir isim olduğunu açıklamalarına pek şaşırmadım. Jack Quaid, her türlü fiziksel ve ruhsal travmaya, kopan uzuvlara, oluk oluk akan kana The Boys dizisinden son derece alışkın olduğundan “Nate” karakteri için çok uygun bir tercih olmuş. Nate tam bir “isteksiz kahraman” (reluctant hero), oldukça sıra dışı bir özelliği olmasına rağmen sıradan ve sakin yaşamayı tercih etmiş biri. Ancak değer verdiği birinin zarar görmesine engel olmak için bir anda bambaşka bir karaktere bürünüp, kendisinden kendisinin bile beklemeyeceği aşırılıkta davranışlarda bulunabiliyor. Quaid rolünde çok başarılı, zaten tüm filmi tek başına götürüyor desek yanlış olmaz – karakterin içe dönük halini de, aksiyon kahramanına dönüşen halini de gayet iyi yansıtıyor ve ben kendisinin izleyiciyi güldürme konusunda da oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum.

Jack Quaid as “Nate” and Amber Midthunder as “Sherry” in Novocaine from Paramount Pictures.

Her ne kadar “Sherry” karakteri yüzeysel kalmış olsa da Amber Midthunder ve Jack Quaid‘in birlikte kimyaları tutmuş, inandırıcı bir çift olmuşlar. Sınırlı rolleriyle Jacob Batalon (Nate’in tek arkadaşı) ve Lou Beatty Jr.‘ı (Nate’e yardım eden banka müşterilerinden biri) da Quaid‘le birlikte izlemek keyifliydi. Filmde en inanmakta zorlandığım, en tuhaf bulduğum karakterler ise soygun ve ardından yaşanan olayları soruşturan iki dedektif oldu. Film önce bizi bu iki karakteri ciddiye almamaya ikna etti, daha sonraysa ciddiye almamızı bekledi. İki karakterin motivasyonu da izleyiciye aktarılamadı. Maalesef filmde Nate dışında hiçbir karakter özenli yazılmamış, neyi neden yapıyorlar anlaması güç.

Acıya Yer Yok oldukça eğlenceli bir aksiyon & komedi filmi. Ancak, son dönemde filmlerin senaryo konusunda bu kadar kolaya kaçmasını da fazlasıyla can sıkıcı bulduğumu eklemek istiyorum. Elbette bu tarz bir filmden çığır açacak derinlikte bir senaryo beklemiyorum fakat sanki yazılan ilk taslak direkt çekilmiş gibi düşünmeden de edemiyorum. Filmde mantıksız bulunacak kısımları daha mantıklı kılmak için en ufak çaba gösterilmemiş, sonuç da hikaye açısından fazlasıyla zorlama olmuş. (Çok fazla spoiler vermek istemiyorum ama soygunculardan birinin evindeki bubi tuzakları örneğin filmdeki en saçma detaylardandı. Nate’in daha fazla şiddete maruz kalmasını istemişler ama bubi tuzaklarını mantıklı bir zemine oturtma konusunda hiç zahmete girmemişler.)

Film bir romantik komedi gibi başlıyor olsa da kısa süre sonra vites yükseltiyor. İzleyiciyi çok yormayan, dengeli bir temposu var. Ancak filmin alamet-i farikası Nate’in acıyı hissetmediğini vurgulamak olduğu için kendisi türlü çeşit işkenceye maruz kalıyor – vuruluyor, dayak yiyor, bıçaklanıyor, kan kaybediyor, elini kaynayan yağın içine sokuyor… Eğer kan görmekten, body horrordan siz de benim gibi rahatsız oluyorsanız, Acıya Yer Yok izlemesi zor bir film olabilir. Hatta normalde kan görmekten etkilenmeyenleri bile etkileyebilecek sahneler mevcut.

Bu arada film tamamen Noel döneminde geçiyor olmasına rağmen (soyguncular Noel Baba kıyafeti giyiyor vs.), filmi neden Mart ayında vizyona sokmayı uygun görmüşler onu da anlamadım. Halbuki “Noel” teması biraz daha vurgulanıp, bir tatil filmi olarak Aralık ayında da yayınlanabilirmiş.

Eğer John Wick ve Monkey Man gibi bol dövüş & kovalamaca koreografili, şiddet dozu yüksek filmlerden hoşlanıyorsanız ama bu kadar ciddiyet bana fazla, ben biraz da gülmek istiyorum diyorsanız Acıya Yer Yok (Novocaine) tam size göre. İzlemesi keyifli fakat sinema salonundan çıktıktan sonra muhtemelen aklınızda pek de bir şey kalmayacak bu yapım için benim puanım 10 üzerinden 7. Herkese şimdiden iyi seyirler dilerim.