İşte yine Netflix’in hiçbir tanıtım yapmadığı fakat yayınlanmasıyla birlikte oldukça ses getiren/ve getirecek bir mini dizisiyle karşı karşıyayız. Adolescense (Türkçe adıyla Ergenlik) “bu yıl izleyeceğiniz en önemli dizi” olarak adlandırılmakta ve ebeveynlere, gençlere, gençliğe adım atanlara, hatta tüm topluma ders olabilecek nitelikte bir ergenlik hikâyesini merkezine almakta. Konu her ne kadar İngiltere’de 13 yaşındaki bir erkek çocuğunun yaşadıklarını ve yaşattıklarını merkezine alsa da aslında hemen hemen tüm dünyadaki gençlerin ortak sıkıntılarından biri olan yabancılaşmanın nasıl iç acıtıcı durumlara sürüklenebileceğini gösteriyor.
Adolescence, sabahın erken saatlerinde polis kuvvetlerinin bir eve baskın yapmasıyla başlıyor. Baskın, Miller ailesinin evine yapılmıştır ve 13 yaşındaki oğulları Jamie apar topar polis merkezine götürülür. Jamie, aynı okula gittiği Katie Leonard adındaki genç bir kızın cinayetinden gözaltına alınmıştır. Babası Eddie Miller’ı müşahidi olarak seçen Jamie kendisine yöneltilen suçlamayı reddeder. Fakat ifade sırasında ortaya çıkanlar sadece Jamie’nin değil tüm ailenin hayatını alt üst edecektir.
Dizide Jamie’nin babası Eddie Miller rolünde izlediğimiz Stephen Graham aynı zamanda Jack Thorne ile birlikte bu hikâyenin yaratıcıları arasında. (Graham, verdiği röportajlarda genç bir erkeğin genç bir kızı bıçaklayarak öldürdüğü haberini görünce oldukça etkilendiğini, kısa bir süre sonra yine İngiltere’nin başka bir yerinde buna benzer bir olayın haberiyle karşılaştığını ve “ne oluyor?” diye sorgulamanın ardından bu fikre odaklanmaya karar verdiklerini belirtiyor.) İlk oyunculuğunu bu dizide gerçekleştiren Owen Cooper ise muhteşem denilebilecek bir performansla Jamie Miller rolüne hayat veriyor. Baş Dedektif Luke Bascombe rolünde Ashley Walters yer alırken, Erin Doherty de Jamie’nin davasına atanan psikologlardan Briony Ariston’ı canlandırmakta. Christine Tremarco Jamie’nin annesi Manda, Amélie Pease Jamie’nin ablası Lisa rolünü üstlenirken Faye Marsay da Dedektif Misha Frank rolüyle karşımızda. Stephen Graham’in Boiling Point’te birlikte çalıştığı Philip Barantini dizinin hem yapımcıları arasında yer alırken hem de yönetmenliğini üstleniyor. (Bu arada Brad Pitt de bu mini dizinin yapımcıları arasında.) Barantini yine tek plan çekim tekniğini kullanarak etkileyici hikâyeyi daha da etkili kılmayı başarıyor.

Dört bölümden oluşan Adolescence, Jamie’nin yaşadığı ve yaşattığı bu olayın 13 ayını kapsıyor. Birinci bölüm, gözaltına alınmanın yaşandığı ilk günü anlatıyor. Şiddetli bir polis baskınıyla evinden alınan Jamie polis merkezine getiriliyor ve buradaki prosedürlerin ardından kendisine temin edilen avukatı ve müşahidi olan babasıyla birlikte ifadeye giriyor. Ve ifade sırasında yaşananlarla da olay bir şekilde belli oluyor. İkinci bölüm ise bu olayların üçüncü gününe bizi götürüyor. Baş Dedektif Bascombe ve Dedektif Frank Jamie ve Katie’nin eğitim gördüğü okula gidiyor ve burada davaya dair bir delili bulma peşindeler. İkinci bölümde izlediklerimiz aslında sadece İngiltere’de değil, birçok yerde yetişen nesle mercek tutuyor. Bitmek tükenmek bilmeyen zorbalıklar ve dalga geçmeler arasında sosyal medya bağımlısı olmuş (özellikle TikTok ve Instagram), öfke patlamaları yaşayan, anlamaktan, dinlemekten ve saygıdan yoksun bir genç insan topluluğu var karşımızda. Ve tabii onların dünyasında her şeyin farklı bir anlamı var, Instagram’da kullanılan emojilerin bile. Üçüncü bölümde olayın üzerinden yedi ay geçmiş oluyor ve kapalı eğitim merkezinde tutulan Jamie’yi, bağımsız bir değerlendirme yapması için görevlendirilen psikolog Briony Ariston ziyaret ediyor. Briony, aralarda öfke patlaması yaşayan Jamie’yi soğukkanlı tavırlarıyla sakinleştirmeye çalışırken bir yandan da ters köşe sorularıyla onu çözmeye çalışıyor. Hikâyenin en sinir bozucu ve bir o kadar da en etkileyici olan bölümünde Owen Cooper’ın oyunculuğu kusursuz. 500’ü aşkın kişi arasından bu rol için seçilen Owen’ın bu diziyle ilk oyunculuk deneyimini gerçekleştiriyor olması gerçekten inanılmaz. Tabii Erin Doherty de bu bölümü etkileyici kılan bir diğer oyuncu. Dizinin son bölümünde olayın üzerinden 13 ay geçiyor ve bu defa Miller ailesinin hayatına giriyoruz. Eddie’nin 50. yaş gününe kutlayacak olan ailenin bir arada durma çabası olayın bir de aile tarafını aktarıyor. Eddie ve Manda’nın yaptıkları muhakeme belki de tüm ebeveynlerin dikkatlice izlemesi gerektiği anlardan biri. Bu bölümün yıldızıysa hiç şüphesiz Stephen Graham.
Yönetmen Philip Barantini’nin tek plan çekim tekniği de Adolescence’in anlatımını etkili kılan en önemli unsur. Özellikle ikinci bölümde Ryan’ın okuldan kaçış sahnesi “nasıl?” dedirten anlardan biri. Ve yine bölümün sonu da aynı şekilde izleyeni şaşırtmayı başarıyor. Netflix’in İngiltere & İrlanda resmi sayfası da aklınızda kalabilecek sorulara dair cevapları bir tweet dizisiyle X üzerinden açıklamaya çalışmış.
Stephen Graham ve Jack Thorne her ne kadar İngiltere’de yaşanan olaylardan yola çıkmış olsa da ülkemizde de çoğu zaman haberlerde ve gazete başlıklarında gördüğümüz acı verici bir durum. Bu kadar genç insanlar ve özellikle de erkek çocuklar nasıl birer soğukkanlı katile dönüşebiliyor? Çocukların bu duruma sürüklenmesindeki suçlu kim? Ebeveynler mi, zorbalık yapan arkadaşlar mı, toplum mu, eğitim kurumları mı, sosyal medya mı? Tabii ki bunların cevabını uzmanlar daha iyi değerlendirecektir ama gençliğine adım atan çocuklar hayatın karanlık tarafına sürüklenmemeli. Bir hiç uğruna yok olan gençler ailelerinden, tek dayanağı olabilecek arkadaşlarından, hayallerinden ve en önemlisi hayatlarından koparılmamalı.
Adolescence, aslında 7’den 70’e herkesin izlemesi gereken bir yapım. Bizlere ders niteliğinde olabilecek bir ergenlik hikâyesini hem oyunculuklarıyla hem de çekimleriyle çarpıcı bir şekilde aktarmayı başarıyor. Vakit kaybetmeden siz de bu yılın en iyi yapımlarından birini izleyin.