Biz dizi severler 2026’yı da geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine bir Harlan Coben uyarlamasıyla karşıladık. Bu sefer hikâyenin merkezinde bir aile var ve tabii bir Coben klasiği olan ardı ardına saklanmış sırlar da cabası. Danny Brocklehurst’ün elinden çıkan sekiz bölümlük Run Away, hikâyenin sonuna kadar izleyenlerin heyecanını korumayı başarıyor.
İyi bir iş, sevgi dolu bir aile ve güzel bir hayata sahip olan Simon Greene’in tek eksiği büyük kızı Paige’dir. Çünkü kızı evden kaçmıştır ve nerede olduğuna dair hiçbir fikirleri yoktur. Günlerden bir gün Simon’ın telefonuna bir mesaj gelir. Parayı ödediği takdirde kızını görebilecektir. Vakit kaybetmeden soluğu bir parkta alır ve nihayet Paige ile karşılaşır. Uyuşturucu bağımlısına dönüşmüş perişan haldeki kızını eve götürmeye ikna etmeye çalışır. Ancak Paige yalnız değildir ve gelmeyi kabul etmez, edemez. Bunun üzerine Simon, kızının yanındaki Aaron ile bir tartışma yaşar ve bu da kendisini oldukça kötü ve viral olacak bir duruma sokar. Ama bu defa kararlıdır ve kızını bulup eve getirebilmek adına her şeyi göze alır. Ancak kısa bir süre sonra işlenecek bir cinayet onu sanıklardan birine dönüştürür. Simon bir yandan masum olduğunu kanıtlamaya çalışırken bir yandan da her şeyi göze alarak Paige’in peşine düşer. Ne yazık ki bu arayış, sonsuza dek gizli kalması gereken sırları da ortaya çıkarmaya başlar.
Dizide Simon Greene rolünde James Nesbitt’i izliyoruz. Simon, kızını bulabilmek adına her türlü riski göze alan ve hiçbir şekilde pes etmeyen bir karakter. Ve yolu bir şekilde eski polis yeni özel dedektif Elena Ravenscroft ile kesişiyor. Elena, zengin bir iş insanının oğlunu bulmak için görevlendirilmiştir. Henry’yi arayışı onu Paige’e yönlendirir ve Simon ile birlikte hareket etmeye başlarlar. Ancak kayıp kişiler Henry ve Paige ile sınırlı kalmaz, ardı ardına gizemli cinayetler de yaşanmaktadır. Elena bir yandan bu olayı aydınlatmaya çalışırken bir yandan kendi kişisel gizemlerinin de peşine düşer. Dizide Elena rolünü Ruth Jones üstleniyor. Hikâye boyunca bulunmaya çalışan Paige, üniversiteye başlamasıyla birlikte yolunu kaybetmiş ve Aaron’ın hayatına girmesiyle uyuşturucuya yönelmiştir. Ailesinden uzaklaşmanın iyi olacağını düşünse de öğrendiği sırlar her şeyi parçalayacak türdendir. Dizide Paige rolünde Ellie de Lange’i görüyoruz. Çocuk doktoru olan anne İngrid ise kızı uyuşturucuya yönelip aileden uzaklaşınca bir kırılma noktasına gelmiştir. Simon’ın ısrarı üzerine o da Paige’in izini sürecektir sürmesine ama beraber gerçekleştirdikleri bir gizli görevde hayatını tehlikeye atacaktır. Dizide Ingrid rolünü Minnie Driver üstleniyor.

Aaron ve Paige’in son olarak görüldüğü apartman bloklarındaki komşularından biri, eski bir asker olan Cornelius’tur. Simon ve Ingrid’in gizli görevleri sırasında tanıştıkları Cornelius bu çaresiz ebeveynlere yardım etmek için elinden geleni yapar. Ama Cornelius’un da sakladığı şeyler vardır ve bu durum onun hayatını da tehdit eder. Dizide Cornelius rolünü Gangs of London’dan hatırlayacağımız Lucian Msamati üstleniyor. Eğer hikâyede bir cinayet varsa bunu aydınlatmaya çalışan dedektifler de kaçınılmaz. İşte onlardan bir tanesi Dedektif Isaac Fagbenle. Paige ile bağlantılı cinayetin soruşturmasını üstlenen Isaac, parkta yaşanan şiddet olayıyla birlikte Simon’ı baş şüpheli olarak görür. Ama zamanla tüm olasılıkları araştırmaya başlar. Dizide Isaac rolünde Alfred Enoch’u izliyoruz. Dedektif Ruby Todd, Isaac ile birlikte cinayet soruşturmasını yürütmektedir. İşini oldukça ciddiye alan Ruby, soruşturmada her şeyi usulüne göre yapılması gerektiğini Isaac’e de ısrarla belirtmektedir. Dizide Ruby rolünü Amy Gledhill üstleniyor.
Hikâyenin gizemli ölüm makineleri olarak adlandırabileceğimiz ikilisi Ash ve Dee Dee ise koruyucu aile sisteminde birlikte büyümüşlerdir. Kendilerine verilen suikastçı görevini adım adım gerçekleştirirken geçmişlerindeki acılarla da yüzleşirler. Bu ikilinin bir şekilde işlenen cinayetle de bir bağlantıları olacaktır ama nasıl… Jon Pointing ve Maeve Courtier-Lilley bu ikiliye hayat veren isimler. Elena’nın özel dedektiflikteki en önemli yardımcısı Lou rolünde Annette Badland, Ingrid’in kız kardeşi ve ailenin en önemli destekçisi Yvonne rolünde Ingrid Oliver’ı izliyoruz. Anne with an E’den hatırlayacağımız Geraldine James de hikâyenin sonlarına doğru karşımıza çıkmakta.

Run Away, diğer Harlan Coben uyarlamalarında olduğu gibi her bölüm sonunu yine kafamızda soru işaretleriyle bırakan bir yapım. “Aileniz için neleri göze alabilirsiniz”i hikâyenin ana konusuna yerleştiren bu yapım, bir babanın kızına tekrar kavuşabilmek adına sınırları zorlamasını heyecanı sürekli yüksekte tutarak aktarıyor. Hikâye ilerledikçe olaylar da farklı yönlere giderek yeni karakterleri karşımıza çıkarıyor. Örneğin, ‘bunların olayla ne alakası var’ dedirten gizemli suikastçılar Ash ve Dee Dee’nin yaptıkları bir şekilde esas konuya bağlanıyor. Saklanan sırlar ise dizinin neredeyse son anına kadar çıkmaya devam ediyor. İzlemekten en çok keyif aldığım Harlan Coben uyarlamalarından biri olsa da keşke anne Ingrid bölümler boyunca komada kalmasaydı diye düşünmekten edemiyorum. Ne yazık ki burada Minnie Driver ve canlandırdığı karakter harcanmış, keşke babayla eş değer bir şekilde o da bu mücadelenin içinde yer alsaydı. Gerçi bu defa hikâyenin akışına göre başka bir son bizleri bekleyecekti ama olsun, senaristler ne de olsa bunun için var değil mi…
Gizem ve suçu bir arada görmek isteyenler Run Away’e bir an önce şans versin. Şimdiden keyifli seyirler…


















