Ana Sayfa Sinema Suçüstü: Her Şey Parayla İlgili

Suçüstü: Her Şey Parayla İlgili

1471
Caught Stealing

Black Swan, The Wrestler ve The Whale’in sevilen yönetmeni Darren Aronofsky, bu defa 1990’larda geçen bir hayatta kalma mücadelesiyle karşımızda. Yazar-çizgi roman yazarı Charlie Huston’ın kendi kitabından uyarladığı Suçüstü (Caught Stealing), 1990’ların New York’unda kendini bir anda suç dünyasının içinde bulan Hank Thompson’ın yaşadıklarını takip ediyor. Austin Butler, Regina King, Zoë Kravitz, Matt Smith, Liev Schriber, Vincent D’onofrio ve Benito Antonio Martínez’in oyuncu kadrosunda yer aldığı film 29 Ağustos itibariyle sinemaseverlerle buluşuyor.

1998 yılının New York’unda bir gece vakti. Bir zamanlar bir beysbol yıldızı olmaya aday olan Giants hayranı Hank Thompson, çalıştığı barda günü tamamlamak üzeredir. Sağlık görevlisi olan kız arkadaşı Yvonne’la birlikte eve geldiklerinde yan komşusu Russ ile karşılaşırlar. Russ, babasının hastalığı nedeniyle acil Londra’ya gitmelidir ve Hank’ten kedisine bakmasını ister. Yvonne, dairede sürekli miyavlayan kediyi Hank’in dairesine getirir. Ertesi sabah Russ’ın kapısında iki Rus belirir ve içeriye girmeye çalışırlar. Bunu gören Hank de müdahale edip ne için geldiklerini sorar. Pek dost canlısı olmayan bu iki yabancı, Hank’i öldüresiye döverler. İki gün sonra gözünü hastanede açan Hank, çareyi kartını bırakan polis dedektifi Roman’da bulur. Nerdeyse her gün Russ’ın dairesinin önünde beliren bu tehlikeli insanlar neyin peşindedir? Ve Hank hiçbir şey bilmediği halde dahil olduğu bu durumdan nasıl kurtulacak ve hayatta kalacaktır?

Filmde Hank Thompson rolünü son yıllarda yükselen bir oyunculuk performansı sergileyen Austin Butler üstleniyor. Bir zamanlar beysbolda bir yıldız olma şansını bir trafik kazasıyla harap eden Hank, aslında bu kovalamacada kendi geçmişiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Polis dedektifi Roman rolünde Regina King’i izliyoruz. Hank’in belki de en büyük destekçisi olan ve ona doğruyu göstermeye çalışan Yvonne rolünde Zoë Kravitz yer almakta. Tehlikenin başlama nedeni olan komşu Russ rolündeyse Mohawk saç stiliyle Matt Smith var. Hikâyenin en ilginç tehlikelileri diyebileceğimiz Hasidik ikili Lipa ve Shmully rollerindeyse Liev Schreiber ve Vincent D’Onofrio’yu izliyoruz. D’onofrio’yu Kingpin ile özdeşleştirenler onu bu rolde de oldukça sevecektir. Şarkıcılığından çok oyunculuğunu beğendiğim Bad Bunny yani gerçek adıyla Benito Antonio Martínez hikâyenin tehlikelilerinden Colorado rolünü üstleniyor. Yuri Kolokolnikov ve Nikita Kukushkin Hank’in baş belasına dönüşen Rus ikili Aleksei ve Pavel’i, Griffin Dunne çalıştığı barın sahibi Paul’ü, Carol Kane ise az ve öz rolüyle Bubbe’yi canlandırıyor. Tabii filmin en güzel rolünde ise kedi Bud yer alıyor. Hikâyede kendini sevdirmeyi pek sevmeyen, zamanla Hank’in ayrılmaz bir parçasında dönüşen bu muhteşem varlığın, 2019 yapımı Pet Sematary filmindeki kedi olduğunu da belirtelim.

Suçüstü, aslında benim gibi yaşı biraz ilerlemiş olanları özlenen 90’lara götürüyor. Ve yönetmen Darren Aronofsky, doğup büyüdüğü kente de ithaf ettiği bir yapım. İkiz Kuleler manzarasıyla giriş yaptığımız hikâyede şehrin 90’lı yıllardaki görünümü filmin ortalarında daha fazla ön plana çıkıyor. Tabii o dönemde de değişimler yok değil, bunu da Hank’le buluşmasında Roman’ın yaşadıkları yere dair konuşmasından anlayabiliyoruz.

Caught Stealing

Hank, bir beyzbol tutkunu ve bir Giants taraftarı. Aslında lise yıllarında beyzbolun umut vadeden bir oyuncusu ama bir trafik kazası onun kariyerini altüst etmiş. En büyük travması olan bu kazayı filmin geneline yayılarak parça parça görüyoruz. Zaten hikâye ilerledikçe bu travmayla da yüzleştiğine tanık oluyoruz. Arabanın çarpma sahnesi ise etkili bir şekilde yer almakta. Annesiyle arasında inanılmaz bir bağ var ve bu bağın en büyük kısmını da beyzbol sağlıyor. Mütemadiyen telefonda görüştüğü annesiyle maç sonrası yaptığı yorumlar ise olmazsa olmazı. (Anne kim acaba sorusunun cevabını da ne yazık ki filmin en sonunda göreceksiniz o yüzden sürprizi bozmak istemiyorum.) Sakin, kendi halinde giden hayatı bir anda komşusu Russ’ın kedisini bırakmasıyla altüst oluyor. Ardı arkası kesilmeyen bu tehlikeli adamlar ise tek bir şeyin peşinde: Para. İşin içinde para olunca da şiddet kaçınılmaz ve bu da hikâyede aşırıya kaçmadan, dozunda ve bazen de iç acıtıcı bir biçimde yer alıyor. (Konu itibariyle John Wick serisi ya da Guy Ritchie filmlerindeki gibi bir aksiyon bekliyorsanız, böyle bir şey yok ve iyi ki de yok.) Yeraltı dünyasının bu tehlikeli tipleri nevi şahsına münhasır kişilikler. Rus ikili ya da Colorado olsun, hepsinin kendine göre konuşturma yöntemleri var ve bunlara da aşama aşama şahit oluyoruz. Özellikle Hasidik ikili Lipa ve Shmully’nin hikâyede daha fazla ön plana çıktığı anlar keyifli ve aksiyon dolu. (İzlerken, sadece bu ikili için ayrı bir senaryo yazılsa ve çekilse ne güzel olur diye düşünmeden edemedim. Film olmak zorunda değil, dizi de olabilir😊) Ve tabii filmde Austin Butler- Zoë Kravitz’in uyumu ise bir arada oldukları hemen hemen her sahnede göze çarpmakta. Filmin müzikleri tabii ki 90’ların ruhunu taşıyor. Orijinal müziklerde ise İngiliz post punk grubu Idles’ın imzası var.

Yazar Charlie Huston’ın filme uyarladığı aynı adlı kitabı Caught Stealing, Henry Thompson kitap üçlemesinin ilki. Filmde Hank adıyla izlediğimiz karakter, ileride devam filmleriyle karşımıza çıkar mı bilinmez ama bu hikâyeyle de yeterli olacaktır. (Bu arada araştırırken Charlie Huston’ın vampir Joe Pitt serisi de bir o kadar ilgi çekici geldi. Keşke onu da bir uyarlamada izleyebilsek.)

Suçüstü, hem Darren Aronofsky severler hem de 90’ları anımsamak isteyenlerin beğeneceği bir yapım. Bugünlerde biraz nostalji iyi gelir diyorsanız oyuncu kadrosu ve dozunda aksiyonuyla bu filmi kaçırmayın. Go Giants diyor ve şimdiden iyi seyirler diliyorum.