Ana Sayfa Sinema Superman: O Hep Bir Kahraman

Superman: O Hep Bir Kahraman

1122
Superman

O, insanı insandan daha fazla düşünen bir varlık. Hatta Dünya’daki tüm canlıları. Nerede bir tehlike varsa peleriniyle orada belirdi ve gerektiğinde gözlerinden ışınlar saçmayı ihmal etmedi. Bir bebekken yıkılmış Kripton gezegeninden Dünya’ya geldi ve yıllar içinde kendine bir amaç edindi. Önce Kal-El, sonra Clark Kent ve sonra Superman adıyla hepimizin hayatında yer etmeyi başaran bu süper kahraman yine aramızda. DC Stüdyoları’nın beyazperdedeki ilk uzun metrajlı yapımı Superman, James Gunn’ın kaleme aldığı bir senaryo ve yönetmenliğiyle izleyicilerle buluşuyor. David Corenswet’in Clark Kent yani Superman’e hayat verdiği, Rachel Brosnahan ve Nicholas Hoult’un da başrollerde yer aldığı film 11 Temmuz itibariyle sinemalarda.

Boravia hükümetinin Jarhanpur’u istila etmeye çalışmasıyla harekete geçen Superman, Boravia’nın Çekici lakaplı iri, güçlü ve mekanik bir düşmanla karşı karşıya gelmiştir. Oldukça hasarlara yol açan ve Superman açısından pek galibiyet içermeyen bu karşılaşmanın ardından Clark Kent olarak günlerine devam eder. Sevdiği kadın Lois Lane ve arkadaşı Jimmy ile birlikte Daily Planet gazetesinde muhabir olarak çalışırken manşetlere de Superman’le yani bizzat kendisiyle yaptığı röportajları taşır. Fakat ezeli düşmanı, süper kahraman nefretiyle dolup taşan Lex Luthor onu devre dışı bırakmaya kararlıdır. Ve elindeki her imkânı da buna kullanmaya hazırdır. En önemli destekçisi olan ve insanlığından vazgeçip nanoteknolojiyle üstün bir varlığa dönüşen Angela Spica yani namı diğer The Engineer ile birlikte nihayet bir yolunu bularak Superman’i halkın gözünden düşürmeyi başarırlar. Peki Superman, Lex Luthor’un sinsi planları karşısında masumiyetini kanıtlayıp insanlığı bir kez daha kurtarmayı başaracak mı?

Yeni Superman filminde süper kahramanımıza hayat veren isim David Corenswet. Beyazperdede Christopher Reeve ve Henry Cavill gibi oyuncuların ardından bu rolü üstlenen Corenswet’in gayet iyi olduğunu söyleyeyim. Hikâyenin olmazsa olmazı iki isimden biri Lois Lane ve bu rolde biz dizi severlerin Ms. Maisel’ı olarak kalacak Rachel Brosnahan yer alıyor. Diğer isim ise hiç şüphesiz ezeli kötü Lex Luthor ve bu rolde Nicholas Hoult’u izliyoruz. Nosferatu’da beni oldukça etkileyen Hoult, bu filmde de performansıyla favorilerim arasında. Hikâyenin yine kilit karakterlerinden Adalet Çetesi’nin üyelerinden Mr. Terrific rolünde Edi Gathegi’yi izliyoruz. Yer aldığı her sahnede tüm ilgiyi üzerine çekmeyi başaran Adalet Çetesi’nin bir diğer üyesi Guy Gardner/Green Lantern rolünde muhteşem bir performansla Nathan Fillion’ı görüyoruz. (Bu arada Fillion’ı izlemeye doyamayanlar; hem Peacemaker’ın 2. sezonunda hem de 2026 yılında Lanterns dizisinde tekrar görme şansına erişeceğiz.) The Last of Us’un 2. sezonuna Dina rolüyle dahil Isabela Merced, Hawkgirl rolünü üstleniyor. (Bu arada kendisini Hawkgirl karakteriyle Peacemaker’ın 2. sezonunda da göreceğiz.) Şekilden şekle giren Rex Mason/Metamorpho rolünde Anthony Carrigan var. Lex Luhtor’ın en büyük yardımcılarından biri olan Angela Spica/The Engineer rolünde María Gabriela de Faría’yı izliyoruz. Superman’in gazetedeki patronu Perry White’ı Wendell Pierce, arkadaşı Jimmy Olsen’ı Skyler Gisondo canlandırmakta. Lex’in kız arkadaşı Eve rolündeyse Sara Sampaio yer alıyor. Frank Grillo, Rick Flag Sr. rolüyle filmin oyuncu kadrosunda. (Grillo’nun inanılmaz yoğun saçı neredeyse oyunculuğunun önüne geçiyor desem yalan olmaz.) Ve tabii Superman’in gizli karargâhı diyebileceğimiz Yalnızlık Kalesi’ndeki en önemli yardımcılarından, aslında bir isme sahip olmak istese de (mesela Gary gibi) 4 numara olarak adlandırılan robota Alan Tudyk sesiyle hayat veriyor. Filmin senaryosunu yazan ve yönetmenliğini üstlenen James Gunn ailesini de boş geçmemiş tabii ki. Kardeşi Sean Gunn milyarder iş insanı Maxwell Lord rolünü üstlenirken, eşi Jennifer Holland da Superman’in yardımcı robotlarından birini seslendirmekte.

***Yazının buradan sonraki kısımları kimi zaman SPOILER içerecektir. Okuyup okumama tercihini buna göre yapınız…***

Malum, 1938 yılından beri hayatımızın içinde olan; iyiliğin, doğruluğun, adaletin temsili haline dönüşen, belki de süper kahramanların en süperi olan bu karakteri kötü veya vasat anlatmak gibi bir şansınız yok. Bu yükün farkında olan James Gunn da titizlikle bu filmi hazırlamış diye düşünüyorum. Onun yarattığı hikâye kimi zaman komik, çoğu zaman aksiyonla çevrili ve kimi zaman da popüler kültürün yansımalarına yer veriyor. Lex Luthor’un Superman’i yenme hırsı onu öyle bir noktaya getirmiş ki, teknik zekâsıyla oluşturduğu bir yöntemle ezeli rakibini zorlamaya çalışıyor. Klavye başında bulunan ekibine sürekli talimatlar vererek bir bilgisayar oyununu yönetir gibi Superman’in karşısına çıkardığı düşmanı yönlendiriyor. Superman’in karşısında dersine fazlasıyla çalışmış bir rakip var ve The Engineer’ın desteğiyle onun Antarktika’daki Yalnızlık Kalesi’ne sızıp ailesinin yıllar önce kendisine bıraktığı videoyu ele geçiriyor. Videonun anlaşılmayan kısımlarında söylenenleri ortaya çıkararak Superman’in itibarını sarsmayı başarıyor ve kötü planlarında ilerlemeye devam ediyor. (Bu arada Superman’in babası Jor-El rolünde sevdiğimiz bir oyuncu yer almakta.) Süper kahraman takıntısı o kadar büyük ki, Ultraman’in de aralarında olduğu özel güçlere sahip kendi ordusunu yaratarak ülkeyi düşmanlara karşı koruyan bir ekip olarak pazarlıyor.

Troller bence sosyal medyanın getirdiği en büyük belaların başında ve Superman de bundan payını alıyor. Lex’in maymunlardan oluşturduğu trol ordusu bot hesaplar üzerinden her an Superman’i karalayacak sözler paylaşıyor ve #süperpislik de bunların başında geliyor.

Superman ve Lois Lane’in ilişkisi yine bu hikâyenin önemli bir parçası. İşinin verdiği sorumlulukla her şeyi sorgulayan ve hakikati bulmaya çalışan Lois, hem aralarındaki ilişkiyi hem de Superman’ın yaptıklarını sorgulamaktan eksik kalmıyor. Filmde Superman’le röportaj yaptığı anlarda onu fazlasıyla zorluyor ve bir nevi yaptıklarının yarattığı sonuçlara dair ona bir ayna tutmaya çalışıyor. Bir süper kahramanla ilişki yürütebilmek ona göre zor ama gönül ferman dinlemiyor.

Superman

Lex Luthor, Superman’in Yalnızlık Kalesi’ne bir baskın yaparken onu oyalamak için gittikçe büyüyen bir canavarı şehre salıyor. Buradaki mücadelesinde ona destek olarak gelen, Green Lantern, Mr. Terrific ve Hawkgirl’den oluşan Adalet Çetesi’yle tanışıyoruz. Kendine has saç kesimiyle Green Lantern en çok gülümseten karakterlerin başında. Mr. Terrific ise Lex Luthor’ın yarattığı cep evrende hapsedilen Superman’i kurtarmak için büyük bir çaba sarf ediyor. Adı üzerinde müthiş bir iş çıkaran Mr. Terrific hikâyede ön plana çıkan karakterlerden. Fakat aynısını Hawkgirl için söylemeyeceğim, filmde kendisi ne yazık ki biraz silik bırakılmış.

Filmin fragmanında kimi görsel efektler size “eh” dedirttiyse merak etmeyin, film bu açıdan oldukça başarılı ve izleyiciyi tatmin edecek türden. Hikâyenin merkezinde bir süper kahraman varsa aksiyon kaçınılmaz. Superman de bu aksiyonu fazlasıyla karşılıyor ve kimi zaman duygusal sahnelerle bir dengelenme sağlanıyor. Cep evrende verdiği mücadelede gücünü fazlasıyla tüketen Superman, kendini toplamak için onu evlat edinen ailesinin yanına Smallville’e götürülüyor. Lois, aile evinde onun insanlaşmış tarafını tanıma şansı buluyor.

Hikâyeyi eğlenceli hale dönüştüren bir ekleme de Superman’in en büyük yardımcısı, uçan köpek Krypto olmuş. Krypto, filmin en sevimli varlığı ve Superman’le aralarında zor ama bir o kadar güzel bir bağ var. Bu köpek neyin nesi sorusu filmde de geçiyor ve bunun cevabı son sahnelerde karşımıza çıkıyor. İzleyenler için güzel bir sürpriz olacağını söylemem şimdilik yeterli olacaktır. Bu arada film bitti diye sakın salondan ayrılmayın ve sonuna kadar bekleyin, iki sürpriz sahne sizleri bekliyor olacak.

DC Stüdyoları’nın eş başkanı James Gunn, 2022 Aralık ayında yeni bir Superman filmi yazdığını açıkladığından bu yana ortaya ne çıkacağı merakla bekleniyordu. Guardians of the Galaxy serisinin de yaratıcısı olan Gunn’ın, Superman’de benzer bir dil kullandığını söylemek yanlış olmaz. Önceki uyarlamalara nazaran daha umut verici, komik ve heyecanlı, bayıltmayan bir duygusallıkla Superman’in maceralarını izleyeceğiz gibi gözüküyor. Bu durum belki kimilerinin hoşuna gitmez ama artık bu kadar mutsuzluklarla çevrili dünyada izleyicilerin sinema salonlarından biraz mutlu ve umutlu çıkması gerekiyor. Yıllardır hayatımızda olan Superman de bunu karşılayacaksa ne mutlu bizlere…

Superman, sıfır beklentiyle girip beğenerek çıktığım bir yapım oldu. Daha kaç uyarlamasını izleyeceğiz deyip es geçmeyin, mutlaka bir şans verin. Yılın en çok konuşulacak filmlerinden biri için yerinizi ayırtın. Hatta paraya kıyın ve IMAX’te izleyin. Şimdiden iyi seyirler…