Ana Sayfa İnceleme Tanıtım Game of Thrones Evreni, A Knight of the Seven Kingdoms İle Genişliyor

Game of Thrones Evreni, A Knight of the Seven Kingdoms İle Genişliyor

1196
A Knight of the Seven Kingdoms

Önce Game of Thrones ardından House of the Dragon derken, George R.R. Martinin Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin evreninde geçen yeni bir hikâyesi daha biz dizi severlerin karşısında. Dunk ve Egg’in öykülerinden uyarlanacak olan A Knight of the Seven Kingdoms, iki beklenmedik kahramanın Westeros’ta yaşadıklarını takip edecek. İlk sezonu daha başlamadan 2. sezon onayı da alan dizinin ilk bölümünü TV+’ın özel bir davetiyle izleme fırsatı bulduk. Peki, bu hikâyede bizi neler bekliyor ve dizi hangi karakterleri barındırıyor gelin bir göz atalım…

Yolları Kesişen İki Beklenmedik Kahraman

A Knight of the Seven Kingdoms, bizi Game of Thrones’da geçen olayların yüz yıl öncesine götürüyor. Hikâyenin merkezinde kapılara sığmayan uzun boyuyla Dunk var. Yedi Krallığın başkentinde bir gecekondu mahallesinde dünyaya gelen Dunk, çocuk yaşlarından bu yana şövalye Sör Arlan’ın yaverliğini yapmış ve bir nevi onun yanında yetişmiştir. Ama artık yaverliğini yaptığı şövalye yoktur ve onun yolunda ilerlemek adına bir yolculuğa çıkar. Adını Sör Uzun Duncan olarak belirleyerek, kendine Sör Arlan’dan kalan üç at ve bir kılıçla Ashford’da düzenlenen turnuvaya katılmaya karar verir. Yolda durduğu hanlardan birinde ufak tefek Egg ile (Yumurta) karşılaşır. Egg de onunla birlikte Ashford’a gitmek ve yaverlik etmek ister ama Duncan’dan olumsuz yanıt alır. Duncan atları ve kılıcıyla Ashford’a gelir ama bakalım turnuvaya katılabilecek midir… Ve bu yeni hayatına kimler dahil olacaktır…

A Knight of the Seven Kingdoms

Dizinin Öne Çıkan Karakterleri ve Oyuncular

Dizinin ilk bölümünde belki bütün ana kadroyu göremiyoruz ama hikâyenin öne çıkan belirli karakterleri var. Bunlardan ilki tabii ki kendini gezgin şövalye olarak tanımlayan Sör Uzun Duncan. Artık hayatta tek başına kalan ve kendini yolunu çizmesi gereken Duncan’ın ilk hedefi Ashford’daki turnuvaya katılmaktır. Genç, saf ama cesur olmaya çalışan bir şövalye adayıdır ve bu saflığı kimi zaman işine de yarayacaktır. Dizide Sör Uzun Duncan rolünü eski bir rugby oyuncusu da olan İrlandalı aktör Peter Claffey üstleniyor. Sevimli bir şapşallığı da barındıran bu karaktere Claffey oldukça yakışmış diyebilirim.

Ve Duncan’ın beklenmedik bir şekilde yolunun kesiştiği ve yaveri olarak da hayatına gireceği Egg yani Yumurta. Yolunun üzerindeki handa karşılaştığı Egg, bir şekilde bulunduğu yerden uzaklaşma çabasında ve Duncan’ı bir çıkış yolu olarak görüyor. Aslında Egg Targaryen soyundan geliyor ama taht sırasını beklemek yerine bir şövalyenin yaveri olup Yedi Krallığı gezmeyi tercih edecek. 9 yaşındaki Egg, boyundan büyük zekâsıyla Duncan’ın hayatındaki en önemli kişi olacak. Bu rolde de Dexter Sol Ansell’i görüyoruz.

İlk bölümde bir sahnede görebildiğimiz Tanselle de boyu yüzünden Çok Uzun Tanselle lakaplı Dornlu bir kuklacı. Ashford’da ekibiyle birlikte ejderhanın da yer aldığı zararsız kukla gösterileri yapıyorlar. Duncan’ın da dikkatini çeken Tanselle’in yolu, ilerleyen zaman içinde uzun boylu şövalyemizle kesişecek. Bu rolde Tanzyn Crawford’ı görüyoruz.

Şimdi biraz da Kraliyet ailesini tanıyalım… Targaryen’lerden Aerion, Prens Maekar’ın oğludur ve ailenin diğer genç üyeleri gibi Demir Taht’a oturma konusunda pek beklentisi yoktur. Canavar Aerion olarak da bilinen bu kaba saba karakter, Egg’in de ağabeylerinden biridir. Ve muhtemelen kahramanlarımızın düşmanlarından biri olacaktır. Aerion Targaryen rolünde Finn Bennett’ı izleyeceğiz.

Daeron, Aerion, Aemon ve Aegon’un babaları olan Maekar Targaryen, Kral II. Daeron’un oğullarından biridir. Ağabeyi Baelor’un aksine sert ve ciddi bir kişiliğe sahip olan Prens Maekar, her biri kendini ayrı hayal kırıklığına uğratan oğullarıyla başa çıkmak zorunda kalacaktır. Dizide Prens Maekar rolünü Sam Spruell üstleniyor.

Kral II. Daeron’un ilk oğlu olan Prens Baelor, pek çok yönden ailenin kara koyunu.  Öncelikle annesinin Dorn kökenli olması yüzünden Targaryenlerin aksine koyu renk saçlara sahip. Ve tabii aklı başında, sakin, nazik ve cömert bir kişiliğe sahip olan Prens Baelor, tahtın varisi olmakla birlikte Kralın Eli olarak da görev yapmaktadır. Ve kahramanlarımızın da dostu tarafında yer alacaktır. Dizide Prens Baelor rolünde Bertie Carvel’i izleyeceğiz.

Ve Baratheon Hanedanı’nın varisi şövalye Sör Lyonel Baratheon yani namı diğer Gülümseyen Fırtına. Hikâyenin kesinlikle izlemesi en keyifli karakterlerinden biri olan Lyonel, dizinin ilk bölümünde bunu fazlasıyla kanıtlıyor. Duncan’la yolu kesişen Lyonel, Ashford’da gerçekleşecek turnuvanın katılımcıları arasındadır. Dizide Lyonel Baratheon’a muhteşem bir performansla Daniel Ings hayat veriyor.

İlk Sezon Toplam 6 Bölüm

Dizi, Dunk ve Egg’in öykülerinden ilki olan The Hedge Knight’ın uyarlamasını karşımıza çıkarıyor ve toplam altı bölümden oluşmakta. George R. R. Martin ve Ira Parker’ın elinden çıkan dizi Westeros’ta güç kavgaları ve düşmanlıklardan çok dostluğu ve heyecan dolu maceraları barındıracak gibi gözüküyor. Kendi adıma söyleyebilirim ki House of the Dragon’dan sonra bu hikâye bana daha iyi bir şeyler ortaya koyacak gibi geliyor. (Gerçi dizinin 3. sezonuna James Norton, Tom Cullen, Barry Sloane, Dan Fogler ve Tommy Flanagan gibi isimler dahil olacağı için umarım beni şaşırtır diye ümit ediyorum.) Duncan ve Egg’in birlikte yol alacağı bu macera Game of Thrones evrenini sevenleri etkilemeyi başaracaktır.


TV+ ile Yeni Bir Dönem Başlıyor

Yazının başında da belirttiğim gibi dizinin ilk gösterimini TV+’ın davetiyle izleme şansına eriştik. Evet, TV+’ta artık yeni bir dönem başlıyor diyebiliriz. Tek bir arayüzle 22 bin saatlik bir içerik söz konusu ve buna artık HBO Max kütüphanesi de dahil. Ve tabii DreamWorks, Paramount, Universal, AMC ile yapılan iş birliklerinin yanı sıra Apple TV ile yapılan bir anlaşmayla da son yıllarda herkesin beğenisini toplayan platformun 25 filmi de TV+’tan izleyiciye ulaşabilecek. Ki bunlardan ilki de Brad Pitt’in başrolündeki F1. (Darısı Apple TV dizilerinin başına diyelim.) Yaşı benim gibi biraz daha ilerlemiş olanların çok sevdiği yapımlardan Alf ve Mavi Ay da yeni başlatılan nostalji kataloğunun ilk iki dizisi. Taylor Sheridan’ın Yellowstone ile birlikte başlattığı Paramount dizileri de hiç şüphesiz oldukça sağlam bir izleyici kitlesine sahip ki Landman, Tulsa King, 1923 ve Special Ops: Lioness de yine TV+’ın sayısız içeriği arasında yer alıyor. Zombiler denince TWD evreni gibisi yok ve bu evrenin tüm dizileri de yine burada. Bu arada 3 sezondur devam eden ve 4. Sezon onayı da alan Gangs of London da ocak ayı itibariyle TV+ bünyesinde yer alacak yapımlardan bir tanesi. Sadece dizi ve filmler açısından değil spor kataloğuyla da oldukça güçlü olduğunu da hatırlatalım. Şampiyonlar Ligi, Euroleague, NBA ve çok daha fazlası da yine TV+’tan ulaşılabilir durumda. Şu an hem aylık hem de yıllık olarak TV+ Premium x HBO Max paket üyeliklerinde kampanyalar mevcut. Her şeyin her gün daha da arttığı bu dönemde yararlanmak oldukça makul gibi görünüyor.