Ana Sayfa Sinema Korku Yeni İnancımız: 28 Yıl Sonra İkinci Bölümüyle Karşımızda

Korku Yeni İnancımız: 28 Yıl Sonra İkinci Bölümüyle Karşımızda

1496

Çok değil, bir altı ay önce, Danny Boyle ve Alex Garland’ı yeniden bir araya getiren 28 Yıl Sonra serisinin ilk filmini izlemiştik. Öfke virüsü dünyaya yayılalı 28 yıl geçmişti ve bu defa karşımızda 12 yaşındaki Spike’ın bu evrendeki mücadelesi vardı. Spike’ın hayatta kalma savaşı, 28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı’nda yine devam ediyor. Ama bu defa acımasız Sör Jimmy Crystal’la. Ve Kemik Tapınağı’nı inşa eden Dr. Ian Kelson’ı da unutmamak lazım. O da bu hikâyede yeni bir araştırmanın peşinde. Yönetmenliğini Nia DaCosta’nın üstlendiği bu ikinci filmde Ralph Fiennes, Jack O’Connell, Alfie Williams ve Erin Kellyman başrollerde yer almakta. 16 Ocak’ta ülkemizde de vizyona giren film, son hikâyeye doğru bizleri hazırlıyor.

İnsan, En Tehlikeli Varlık

Hemen hemen her zombi hikâyesinde olduğu gibi, insanlar bir süre sonra zombilerden daha tehlikeli ve acımasız bir hale bürünüyor. (Bunu en iyi The Walking Dead’de sezonlar boyunca görmüş olduk.) Böyle bir dünyada çoğu insanın amacı; hayatta kalmak ve hayatta kalmayı sağlayacak her şeye sahip olmak, bunun için de hislerini devre dışı bırakıp her türlü acımasızlığı yapabilmek. 28 Yıl Sonra evreninde de durum bundan farklı değil ve buradaki acımasızlardan biri Jimmy Crystal. Jimmy’nin öfke virüsüyle nasıl travmatik bir şekilde tanıştığını ilk filmi izleyenler hatırlayacaktır. Kendi tarikatını yaratan Jimmy, “parmaklarım” olarak adlandırdığı genç Jimmy’ler ve Jimmima ile birlikte yol alarak kendi çevresini daha da genişletmeyi amaçlamaktadır. Annesini iyileştirmek adına yaşadığı izole adadan anakaraya geçen Spike burada kalmış, Jimmy ve himayesi tarafından kurtarılmıştır. Spike istemeyerek de “parmaklar”dan biri haline gelir ve onlar gibi sarı peruğu kafasına takarak Jimmy’nin emirlerine uymak zorunda kalır.

Dr. Kelson ve Yeni Deneyi

Serinin ilk bölümünde tanıştığımız Dr. Ian Kelson, ölenlerin anısına inşa ettiği Kemik Tapınağı’nda günlerini geçirirken, Alfa enfekte olarak tanımladığı namı diğer Samson ile de garip bir dostluğa adım atar. Üfleyerek enjekte ettiği morfinin bir bağımlısı haline gelen Samson, Kelson için hem bir arkadaş hem de bir denek olur. Acaba enjekte ettiği morfin, vücudunda hakimiyet kuran bir virüsü bir nebze de olsa kırabiliyor mudur… Enfeksiyon öncesi hayatını hatırlayabiliyor mudur, ya da en azından çevresinde gördüğü şeylerin ne olduğunu biliyor mudur… Kelson bu soruların yanıtını ararken bir süre sonra Jimmy’le ve tabii Spike’la yolları kesişecektir.

28 Yıl Sonra İkinci Bölüm: Kemik Tapınağı

Karakterler ve Oyuncular

Hikâyede ilk filmden geri dönenlerin başında Dr. Ian Kelson geliyor ve bu rolde Ralph Fiennes yine kusursuz bir performans sergilemekte. Hikâyenin merkezinde olan genç kahramanımız Spike bu filmde biraz daha geri planda kalmış durumda. Alfie Williams’ı yine bu rolle karşımızda. Devam filmlerinde veya dizilerde yaşanan en büyük sıkıntı çocuk karakterlerin hızlı gelişimleri. Ne mutlu ki ilk iki film ardı ardına çekildiği için Alfie’yi değişmiş bir şekilde görmüyoruz. Ama karakteri bu hikâyede biraz silik buldum ve bu da bende biraz hayal kırıklığı yarattı. Hikâyenin nevi şahsına münhasır kötüsü Sör Lort Jimmy Crystal rolündeyse benim son yıllardaki favori oyuncularımdan Jack O’Connell yer alıyor. Travmatik bir geçmişle bu dünyada kendine bir yol çizen ve “parmaklarım” olarak adlandırdığı müritleriyle kendine has tarikatını genişletmeye çalışan Jimmy; tarzından tavırlarına kadar son zamanlarda izlediğim en iyi kötü karakterlerden biri. Sinners’daki performansıyla göz dolduran O’Connell; sarı saçlı, parlak taçlı, ters haçlı ve eşofman takımlı Jimmy Crystal’ı ete kemiğe mükemmel bir şekilde büründürüyor. Jimmy bütün ekibine kendi adıyla hitap ediyor ve bunların başında da Jimmy Ink geliyor. Jimmy Ink, aralarına katılmak zorunda kalan Spike’a en çok destek olan kişi ve zamanla o da bazı şeyleri sorgulamaya başlıyor. Erin Kellyman da bu role hayat veren isim. Dr. Kelson’ın beklenmedik morfin arkadaşı Samson yani Alfa enfekteyi serinin ikinci filminde biraz daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Önüne çıkanı affetmeyen Samson, Kelson’ın her gün daimi misafiri haline dönüşüyor ve zamanla insanlığını da hatırlamaya başlıyor. Samson rolünde Chi Lewis-Parry’yi izliyoruz.

Serinin ikinci filminde Alex Garland hikâyeyi ortaya çıkarırken Nia DaCosta’yı yönetmen koltuğunda görüyoruz. Diğer filmlerde yönetmen olarak gördüğümüz Danny Boyle bu defa yapımcılar arasında. Ve tabii hikâyenin ilk başlangıcında Jim rolünde izlediğimiz Cillian Murphy de filmin yapımcılığını üstleniyor.

28 Yıl Sonra İkinci Bölüm: Kemik Tapınağı

Zombi Değil İnsan Ön Planda

28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı, bu defa zombilerden çok insana, insanın vahşiliğine ve insanın sükûnetine odaklanan bir film. Bir yandan Jimmy Crystal’ın hâkimiyetini sürdürmek adına yaptığı ve yaptırdıkları fazlasıyla acımasız. Öte yandan Kelson ve Samson’ın arasında filizlenen bağ da bir o kadar etkileyici. Virüsten önce herkes bir insan ve her insanın yaşanmışlıkları var. Ve Samson üzerinden bunu bir kez daha hatırlıyoruz. Hikâyede insan ön planda olunca haliyle filmin akışı da biraz daha durağan. Kelson ve Jimmy Crystal’ın karşılaşmalarının ardından izleyen herkesi heyecanlandıracak sahne de karşımıza çıkıyor. Kelson’ın, Jimmy ve parmaklarına Iron Maiden’ın efsane şarkılarından The Number of the Beast eşliğinde sergilediği performans unutulacak gibi değil. (Bu arada filmde Duran Duran’a da bol bol selam çakılmış durumda.) Hikâyede sona doğru geldiğimizde serinin takipçilerinin oldukça heyecanlanacağını söyleyelim. Hiç şüphe yok ki 28 Yıl Sonra’nın son filmi bizlere gerçekten iyi bir final sunacak gibi gözüküyor.

28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı, 16 Ocak’tan itibaren sinemalarda. Öfke virüsünün sirayet ettiği bu evrende neler olabileceğini görmek adına şimdiden biletlerinizi ayırın. Ralph Fiennes ve Jack O’Conell’ı bir arada izlemek bile heyecan verecektir. Şimdiden iyi seyirler.