Hayatta bazı şeyler vardır ki, hep olsun ve hiç bitmesin isteriz. Sizi bilmem ama benim için Oyuncak Hikâyesi onlardan bir tanesi. 1995 yılında başlayan ve bir grup oyuncağın macerasını aktaran bu hikâye şimdi beşinci kez karşımıza çıkıyor. Teknolojili bağımlılığının zirvesinde olduğumuz şu dönemde sevilen oyuncaklar da bundan nasibini alıyor ve “oyun” oynayabilmenin, “arkadaş” edinebilmenin ne kadar değerli olduğunu hatırlatan bir hikâyeyle geri dönüyor. Senaryosu ve yönetmenliği Andrew Stanton’ın elinden çıkan Oyuncak Hikâyesi 5’te Tom Hanks, Tim Allen, Joan Cusack özlediğimiz karakterlere yeniden sesleriyle hayat verirken Greta Lee, Conan O’Brien, Shelby Rabara ve Craig Robinson da hikâyeye dâhil olan yeni oyuncakları seslendiriyorlar.
Sekiz yaşına gelen Bonnie oyuncaklarıyla hâlâ vakit geçirse de hayatında bir eksiklik vardır ve bu da “arkadaş”tır. Mahallede kendi yaşıtları çocuklar olsa da bir çekingenlik yaşamaktadır ve hem ailesi hem de oyuncaklarının lideri Jessie bunun farkındadır. Ama günümüzün teknoloji çağında sadece ebeveynler değil çocuklar da bir ekran bağımlısıdır ve ellerindeki tabletler aracılığıyla arkadaşlık kurmaktadırlar. Bonnie’nin ailesi de bu duruma el atmaya kara verir ve çağın sosyalleşmesini yakalayabilmesi için ona kurbağa temalı bir tablet alırlar. Ancak hayatına giren bu Lilypad, Jessie’nin başını çektiği oyuncak grubunun korkulu rüyasına dönüşür. Çünkü Bonnie artık oyuncaklarıyla ilgilenmez olmuş ve Lilypad’in bağımlısı haline gelmiş ve “sanal” arkadaşlar edinmiştir. Jessie ve Buzz, Woody’nin de yardımıyla Bonnie’yi Lilypad’den uzaklaştırmak, gerçek bir arkadaşla birebir iletişim kurup yeniden oyuncakların arasına döndürmek için harekete geçerler.
Oyuncak Hikâyesi 5, severek izlediğimiz karakterlerin yanına yenilerini de eklemiş durumda. Tom Hanks/Woody, Tim Allen/Buzz Lightyear, Joan Cusack/Jessie olarak yeniden geri dönerken, oyuncakların büyük rakibi Lilypad’e Greta Lee, Jessie’ye yardım eli uzatacak hijyen eğitmeni Smarty Pants’e Conan O’Brien, oyuncak fotoğraf makinesi Snappy’ye Shelby Rabara, su aygırı şeklindeki konuşkan GPS oyuncağı Atlas’a Craig Robinson sesleriyle hayat veriyorlar. Filmin hikâyesini yaratan ve senaryosunu da üstlenen Andrew Stanton, serinin beşinci filminde yönetmen koltuğunu da oturmakta. 250 milyon dolar bütçesiyle tüm zamanların en pahalı animasyon filmlerinden biri olan Oyuncak Hikâyesi 5’e bir iş birliği de Taylor Swift’ten geldi ve Jack Antonoff ile birlikte yazdıkları I Knew It, I Knew You şarkısını seslendirerek müzik listelerinin zirvesine oturdu.
Oyuncak Hikâyesi, uzun aralıklarla da olsa 30 yılı aşkındır hayatımızda. Bir arada bir şeyler yapmayı, iyiyi de kötüyü de birlikte paylaşmayı bize her defasında hatırlatan hikâye, her geçen gün daha da gelişen dünyaya ve bunun yansımasına son filmde fazlasıyla dikkat çekiyor. Son yıllarda yaşanan bu teknolojik patlama ve bu kadar çok gelişme arasında oluşan yeni sosyalleşme düzeni filmin değindiği ana nokta diyebiliriz. Ortada oyuncaklardan çok telefon veya tablet ekranlarıyla büyümeye çalışan bir nesil var ve haliyle arkadaşlıklar da “sanal”dan öteye geçemiyor. Bonnie de ne yazık ki arkadaş edinebilmek adına bu düzenin içine girmek zorunda kalıyor ama oyuncaklardan oluşan ekibimizin çabasıyla olması gereken yolu buluyor. Bir de teknolojinin bu hızıyla bir bakmışsınız kullanmayı sevdiğiniz bir ürünün pabucu çoktan dama atılmış. İşte bunu da Bonnie’yle yolları kesişecek olan Blaze’in dünyasında görüyoruz. Çekmecelerin derinliklerine gömülen cihazlar da bu hikâyede kendine yer ediniyor diyebiliriz.

Hikâyenin baş karakterlerinden Woody’nin dördüncü filmde ekipten ayrılıp kendine kayıp oyuncaklar arasında yeni bir dünyaya adım atması çoğumuzun içinde bir burukluk yaratmıştır. Ama tabii onsuz bir Oyuncak Hikâyesi mümkün değil ve son filmde de Jessie’nin yardım talebini hemen kabul ederek yeniden ekibin içine dahil oluyor. Yıllar sadece insanları değil oyuncakları da yıpratıyor ve bunu Woody’nin parlayan tepesinde yüzümüzde güzel bir tebessümle görüyoruz.
Oyuncakların lideri Jessie ise bu hikâyede mücadelenin yanı sıra kendi özüne geri dönüş yapıyor. Jessie ve sadık atı Bullseye, Bonnie’nin yeni arkadaşları tarafından garip karşılanınca eve dönüş yolunda kaçar ancak bu da onları bambaşka bir yere götürür. Jessie’nin üzerindeki etikette ilk sahibi Emily’nin adresi yazmaktadır ve onları bulan yaşlı çift bir çiftlik evinde soluğu alırlar. Burada Bonnie’nin muhtemel yeni arkadaşı Blaze’i tanıyan Jessie her ne kadar pes etse de bir zamanlar Emily ile birlikte oynadıkları ağacın altında bir kutu bulur ve bu da bazı duyguları ona yeniden hatırlatır. En önemlisi de yıllar boyunca Emily’nin hayatında bir etkisi olduğudur.
Ve tabii hikâyenin sevilen karakterlerinden Buzz’ı da atlamamak gerek. Filmin başlangıcında ıssız bir adanın kıyısına vuran bir kargo gemisi ve içinden çıkan yüzlerce yüksek teknolojili Buzz Lightyear oyuncakları acaba hikâyede nasıl yol alacak diye düşündürmeye başlıyor. Kendilerini aktive edip adadan kaçan ve zorlu maceralar atlatan bu ekibin amacı Kuzey Yıldızı’nı takip ederek “Yıldız Komutanlığı”na ulaşmaktır. Ve sonunda orijinal Buzz’ımıza ulaşırlar. Bu sırada Buzz, Jessie’nin yardımcısı olmaktan gayet mutludur ama ona karşı hissettiklerini ifade edebilirse daha da mutlu olacaktır. Bu macerada elinden geleni ardına koymadığı gibi arzu ettiği mutluluğa da kavuşur.
Oyuncak Hikâyesi 5, her yaştan izleyiciyi yine mutlu bir şekilde sinema salonlarından çıkaracak. Bundan sonra kahramanlarımızı yeniden yeni bir hikâyede görür müyüz bilmeme ama en azından elimizdekilerin tadını çıkarıp kıymetini bilmekte fayda var. Şimdiden herkese keyifli seyirler.



