Ana Sayfa Sinema The Invite: Bir Davet ve Gün Yüzüne Çıkan İlişkiler

The Invite: Bir Davet ve Gün Yüzüne Çıkan İlişkiler

5
The Invite

Bir apartman dairesi, bir akşam yemeği buluşması ve iki çift… Nazik, mesafeli ve normal başlayan bir gece, hiç beklenmedik bir yüzleşmeye dönüşebilir mi? Olivia Wilde, üçüncü kez yönetmen koltuğuna oturduğu The Invite’da Seth Rogen, Penélope Cruz ve Edward Norton gibi üç başarılı oyuncuyla kamera karşısına da geçiyor. Film, sadece ilişkilere dair gülümsetmekle kalmıyor, dile getirilmek istemeyen acı gerçekleri de izleyicinin yüzüne çarpıyor.

San Francisco’da sıradan bir gün. Bir konservatuarda caz grubu öğretmenliği yapan Joe, işten eve dönmüştür. Uzun süredir evin tadilatıyla uğraşan (ve hâlâ yatak odalarının duvar rengine karar verememiş olan) eşi Angela, üst kat komşuları Pina ve Hawk’u akşam yemeğine davet etmiştir. Bu davet Joe’nun hiç hoşuna gitmez çünkü hem misafir çekecek durumda değildir hem de çiftin yüksek sesle seks yapmalarından oldukça rahatsızdır. Angela ve Joe tartışırken kapı çalar ve gecenin misafirleri Pina ve Hawk gelir. Gayet nazik başlayan ve özenle seçilmeye çalışan cümlelerle devam eden sohbet, Pina ve Hawk’un ilginç ve bir o kadar da cazip teklifleriyle bambaşka bir yöne gider. Ancak mutlu sonla bitmesi hayal edilen gece bir yüzleşme terapisine dönüşecektir.

The Invite az ama öz bir kadroya, her biri kendi şahsına münhasır karakterlere sahip. Konservatuarda caz öğretmenliği yapan Joe, aslında bir zamanlar bir müzik grubunun bir parçası ve hatta bir haftalığına da olsa listelerde başarı göstermiş bir şarkıya da imza atmış. Ama şu an yaptığı işten hiç mi hiç memnun değil. Ve hatta hayatından da…  Joe rolüne hayat veren isim ise Seth Rogen. Joe’nun eşi Angela ise bir ev hanımı; uzun süredir kendini evin tadilatı, düzeni ve dekorasyonuna adamış durumda… O da hayatından çok mutlu değil belki ama en azından bir çaba içerisinde… Angela rolünde filmin yönetmenliğini de üstlenen Olivia Wilde’ı izliyoruz. Pina, bir psikoterapist ve seksolog. Yaptığı tek evlilik bir boşanmayla sonuçlanmış ve bir yıldır da Hawk’la birliktelik yaşamakta. İyi bir gözlemci ve bu da akşamın gidişatını fazlasıyla etkiliyor. Pina rolünde Penélope Cruz yer alıyor. Joe’nun “böyle isim mi olur” diye sürekli gönderme yaptığı Hawk ise eski bir itfaiyeci ve Pina’yla bir yıldır beraber. Halılara ayrı bir tutkusu var, bu da Angela’nın bayağı ilgisini çekiyor. Gece boyunca tutkulu, uyumlu ve anlayışlı bir çift olarak göz dolduruyorlar ama Hawk’un da eksileri ve hüzünleri yok değil. Hawk rolünde yine sevdiğimiz oyunculardan Edward Norton’u görüyoruz.

İspanyol yapımı film Sentimental’dan uyarlanan hikâyeyi Will McCormack ve  Rashida Jones kaleme almış. Filmin orijinali ise Cesc Gay’in Els veïns de dalt adını taşıyan oyunundan bizzat kendisi tarafından uyarlanmış. (Bu arada hikâyenin Fransız, İtalyan ve Rus uyarlamaları da yapılmış. Belki ülkemizden de bir uyarlama çıkar, belli mi olur.)

The Invite, özünde bir oyunun hikâyesinden ortaya çıktığı için tek bir mekâna sahip ve bu da ilk başta sıkıcı bir gidişat olur mu diye düşündürmeden edemiyor. Ancak filmde böyle bir durumun -en azından benim için- oluşmadığını söyleyebilirim. Tekdüze hayatına sıkışıp kalmış Joe, tekdüze hayatını evini düzenlemeyle göz ardı etmeye çalışan Angela, Pina ve Hawk’un sundukları “davet” ile bir geceliğine de olsa o monotonluktan çıkmanın heyecanını yaşıyorlar. Eş değiştirme teklifi dile getirilmeden önce çiftlerin arasında geçen diyaloglar çoğu zaman tebessüm ettirici. Teklifle birlikte Joe ve Angela’nın hal ve tavırları ise oldukça komik. Ancak gece iki tarafın da umduğu gibi geçmiyor ve Pina’nın mesleği gereği istem dışı yaptığı değerlendirme, Joe ve Angela’yı ilişkilerine dair bir yüzleşmeye götürüyor. “Gerçekler acıtır” sözü bu hikâyede de ortaya çıkarak aslında pek çok çiftin göz ardı ettiği sorunları masaya yatırıyor diyebiliriz.  Ki filmi izleyecek olan çiftlerin kendi ilişkilerine bir parça da olsa ayna tutacaklarını düşünüyorum. İdealler ve umutlarla başlayan ilişkiler, ardından rutine giren bir hayat, aynı düzlükte akıp giden günler, hayallerden ve hedeflerden uzaklaşan hayatın verdiği mutsuzluk, eşle olan paylaşımların ve en basiti konuşmaların gün geçtikçe azalması ve daha pek çok şey… “Sevgi emek ister” sözünün de ne kadar değerli olduğunu ise bu filmle bir kez daha hatırladığımı söylemek istiyorum. Bu arada filmin sonlarına doğru Hawk’un kendine dair anlattığı monolog bizzat Edward Norton tarafından kaleme alınmış ve filme eklenmiş. Kendisinin yine ne kadar muhteşem bir oyuncu olduğunu bu sahneyle bir kez daha görüyoruz.

The Invite, evliliklere ve ilişkilere dair gerçeklere filtresiz bir bakış açısı sunan yapımlardan biri. Oyunculukların da –özellikle Seth Rogen ve Edward Norton başta olmak üzere- göz doldurduğu filmi izleyin, pişman olmayacaksınız. Şimdiden iyi seyirler.