Ana Sayfa Sinema Avatar Serisinin Üçüncü Filmi Karşımızda: Ateş ve Kül

Avatar Serisinin Üçüncü Filmi Karşımızda: Ateş ve Kül

1410
Avatar-Ates-ve-Kul-1

Yönetmen James Cameron’ın bir fenomene dönüşen Avatar serisi, nihayet üçüncü filmle geri dönüyor. Pandora’nın göz kamaştırıcı dünyasında Na’vi halkının liderine dönüşen eski asker Jake Sully, bu toplumun savaşçı üyesi Neytiri ve Sully ailesinin hayatta kalma çabaları Avatar: Ateş ve Kül’de de kaldığı yerden devam ediyor. Film 19 Aralık itibariyle ülkemizde de vizyonda.

DİKKAT DİKKAT! Eğer serinin 2. filmini izlemediyseniz, bu kısımda SPOILER karşınıza çıkabilir. O yüzden devam edip etmemek size kalmış.

Avatar: Ateş ve Kül, ikinci filmde yaşanan olaylardan birkaç hafta sonrasıyla giriş yapıyor. Birbirinden kopmayan Sully’ler ne yazık ki Albay Quaritch’in hışmından kurtulabilmek adına ormandaki halklarını geride bırakarak suyu hayatlarının merkezinde tutan Metkayina halkının arasında yaşamlarını sürdürmeye başlamıştır. Fakat Gök İnsanları yine onları bulur ve bu defaki çatışma Sully ailesinde yıkıcı bir hasar bırakır. Çünkü büyük oğulları Neteyam hayatını kaybetmiştir. Sully ailesinin her bir bireyi yasını kendine göre tutmaya çalışırken, bebekliğinden beri onların bir parçası olan Spider’ın güvende olması gitgide daha zor bir duruma dönüşür. Oğlunun kaybını derinden hisseden Neytiri’nin insanlara olan öfkesi artarken Spider da bundan nasibini almaya başlar. Spider her ne kadar maskesiyle birlikte su halkının arasında uyum sağlasa da hayatta kalabilmesi risk taşımaktadır. Jake bunun üzerine Rüzgâr Tüccarları olarak bilinen Tlalim Klanı’nın şefi Peylak ile bir anlaşma yapar: Spider Yüksek Kamp’a geri götürülecektir. Ancak bu karar Sully kardeşlerin hiç mi hiç hoşuna gitmez. Jake’in ikna etmesiyle tüm Sully’ler Spider’ın bu yolculuğunda onun yanında olma konusunda anlaşırlar. Ancak sakin başlayan yolculuk, yağmacı bir topluluk olarak da bilinen Mangkwan Klanı, yani Kül Halkı tarafından sekteye uğrar. Sully’ler kendilerini yine bir hayatta kalma savaşının içinde bulur.

James Cameron’ın yine yönetmenlikten senaryoya kadar birçok aşamasında yer aldığı üçüncü Avatar filminde Sam Worthington ve Zoe Saldaña’nın yanı sıra Sigourney Weaver, Stephen Lang, Cliff Curtis, Kate Winslet, Jack Champion, CCH Pounder ve daha pek çok isim geri dönüyor. Yeniler arasındaysa Rüzgâr Tüccarları’nın başı Peylak rolünde David Thewlis ve hikâyede kilit karakterlerden biri olan Kül Halkı’nın lideri Varang rolünde Oona Chaplin’i görüyoruz. Serinin ilk filminde yer alan Giovanni Ribisi, Pandora’daki madenlere göz diken şirketin yöneticisi Parker Selfridge rolüyle Ateş ve Kül’de de karşımıza çıkıyor.

Avatar: Ateş ve Kül

Avatar: Ateş ve Kül, yine Pandora’nın etkileyici ve bir o kadar da riskli yaşamını farklı bir seviyeye taşıyor. Neyetam’ın yasıyla mücadele eden Sully’ler, Albay Quaritch’in yanı sıra bu defa yeni bir düşmanla karşı karşıya: Kül Halkı ve liderleri Varang. Küçükken tüm yaşam alanları yanıp kül olan Varang, Eywa onlara yardım etmediği için büyük bir öfke içinde. “Biz yandık, siz de yanın” düşüncesiyle önlerine ne çıkarsa halkıyla birlikte yağmalıyorlar. Tabii bu arada hikâyenin başından beri Jake’ten intikam almaya çalışan Albay Quatrich yine bıraktığımız gibi. Kül Halkı’nın saldırısı sonrası çocuklar Jake ve Neytiri’den ayrı düşünce, Quatrich Spider’ı güvende tutabilmek adına Jake ile birlikte hareket etmek zorunda kalıyor. Tabii Quatrich’in bir süre sonra Varang ile güçlerini birleştirmesi sadece Sully’leri değil tüm Pandora’yı da bir felakete sürüklüyor.

Kiri kesinlikle bu hikâyede çok özel bir yerde ve zamanla ruhani bir seviyeye ulaşıyor diyebilirim. Kiri’nin “maymun çocuk” Spider ile ilişkisi daha gelişirken, Pandora’yla ve tabii Eywa’yla bağı daha da güçleniyor. Spider’la aralarındaki bağın saflığı ve güzelliği etkili bir şekilde izleyene geçiyor. (Hatta Kiri ve Spider’ı merkezine alacak bir Avatar hikâyesi de ortaya çıksa fena olmaz.) Bu arada nasıl var olduğunun merakını taşıyan Kiri, nihayet sorularının cevabını buluyor, duydukları hayal kırıklığı yaratsa da…

Jake ve Neytiri, oğullarının yasını farklı şekilde tutmakta. Neytiri üzgün ve öfkeli, bunu da dışa vurmaktan kaçınmıyor. Jake ise aksine kendi içinde, belli etmeden bu acıyı yaşamayı seçiyor. Lo’ak bu ölümden kendini fazlasıyla suçlu görmekte ve babasıyla aralarına bir mesafe girdiğini hissediyor. En büyük destekçisi ise Tonowari ve Ronal’ın kızları Reya. Payakan’la arasındaki bağ da gittikçe güçleniyor. Hatta Gök İnsanları ve Kül Halkı’yla karşılaşacakları savaşta Payakan ve Tulkun’ların desteği de görülmeye değer.

Avatar: Ateş ve Kül

Avatar: Ateş ve Kül, yine düşündürten ve mesaj veren hikâyesiyle hem duygusallığı hem de aksiyonu bir arada yaşatıyor. Görsel efektler konusunda artık kusursuzluğa yakın bir çalışma var ve Pandora bu filmde ayrı bir güzellikte karşımızda. Filmi IMAX ve 3D ayrıcalığıyla izleme şansına eriştik ve hal böyle olunca kimi sahneler daha bir anlam kazanıyor. Filmin süresi yine 3 saat civarında ve kısaltılabilir miydi derseniz, kesinlikle evet. Sonlara doğru o bitmek bilmeyen mücadele, bir yerden sonra sıkmaya başlıyor. (Kimi yönetmenler çektikleri sahneleri kısaltmaya bir türlü kıyamıyorlar, keşke kıysalar.) Ama yine de Pandora’nın o gizemli ve büyüleyici dünyası her şekilde izlenmeye değer.

Eğer sizler de benim gibi Avatar serisini sevenler arasındaysanız, Avatar: Ateş ve Kül’ü mümkünse IMAX ve 3D ayrıcalığıyla izleyin. Kendinize vereceğiniz en güzel yılbaşı hediyelerinden biri olacaktır, şüpheniz olmasın. Şimdiden herkese keyifli seyirler.