Ana Sayfa Sinema Aşk Ve Yaşam: Kasvetli Bir Jane Austen Uyarlaması

Aşk Ve Yaşam: Kasvetli Bir Jane Austen Uyarlaması

62
Daisy Edgar-Jones stars as Elinor Dashwood and George MacKay as Edward Ferrars in SENSE and SENSIBILITY, a Focus Features release. Credit: Alex Bailey / © 2026 FOCUS FEATURES LLC

Bazı eserler ne kadar geçmişe dair olursa olsun, sonsuza dek uyarlanabilme hakkına sahipler. Misal; Charles Dickens’dan Büyük Umutlar ve İki Şehrin Hikâyesi, ya da Victor Hugo’dan Sefiller. İşte bu “zamansız eserler” kategorisinde öne çıkan edebiyatçılardan biri de hiç şüphesiz Jane Austen. Hem aşkı hem de dönemin şartlarındaki kadının duruşunu bize en güzel o yansıtıyordu. Belki en ilgi göreni Aşk ve Gurur (Pride and Prejudice) olabilir ama Aşk ve Yaşam da (Sense and Sensibility) bir o kadar dikkat çekiyor. 2026 yılına geldiğimizde bu defa Georgia Oakley’nin yönetmenliğini üstlendiği bir Aşk ve Yaşam uyarlaması karşımızda. Daisy Edgar-Jones, Esmé Creed-Miles, Caitríona Balfe, Frank Dillane, Herbert Nordrum, George MacKay ve Fiona Shaw’un yer aldığı bir oyuncu kadrosuyla yeniden hayat bulan hikâye biraz kasvetli bir bakışa sahip olsa da aşkı, tutkuyu bize yeniden hatırlatıyor.

Hikâye bilindik ama üzerinden geçmekte fayda var. Dashwood ailesinin reisi hayatını kaybetmiştir ve kızlar Elinor, Marianne ve Margaret’ın yanı sıra eşi de durumlarının ne olacağını merak içindedir. Babalarının mal varlığının üvey ağabey John Dashwood’a geçmesiyle birlikte onun ve sevimsiz eşi Fanny’nin, tüm hayatlarını geçirdikleri eve yerleşmeleri kaçınılmaz olur. John’un içindeki ufak anlayış da kibirli eşi Fanny sayesinde yok edilir ve bu yüzden de bir an önce evden taşınmayı planlarlar. Bu sırada Edward Ferrars’ın ablası Fanny’yi ziyarete gelmesiyle işin durumu değişir. Elinor ve Edward ilk görüşlerinden itibaren birbirlerinden etkilenir ancak bunu bir türlü dile getiremezler. Fanny de bunun farkındadır ve hiç hoşnut olmaz. Ailenin uzaktan bir akrabası olan Bayan Jennings’in ziyaretiyle anne ve kızların hayatında yeni bir başlangıç olacaktır. Artık Jennings’in damadının Devonshire’daki kır evinde cüzi bir kirayla yaşayacaklardır. Ailenin romantik ve duygularını en yoğun yaşayan üyesi Marianne ise kalbini çarptıracak bir aşkla karşılaşmanın umudu içindedir. Yeni yaşam alanlarında günler geçip giderken, birbirinden farklı bu iki kız kardeş aşka dair imtihanlarını verecektir.

Filmde Elinor Dashwood rolünde Daisy Edgar-Jones’u izliyoruz. Kız kardeş Marianne Dashwood rolünde ise Esmé Creed-Miles yer alıyor. (Kendisi bu arada Samantha Morton’un kızı.) Anne Dashwood rolünde Outlander dizisiyle özdeşeleşen Caitríona Balfe var. Evin küçük kızı Margaret’ı Bodhi Rae Breathnach canlandırıyor. Hikâyenin erkeklerine gelirsek… Marianne’in hayatını altüst eden John Willoughby rolünü Frank Dillane, Marianne’e ilgi duyan Albay Brandon rolünü Herbert Nordrum ve Elinor’dan etkilenen Edward Ferrars rolünü 1917 filminin yıldızı George MacKay üstlenmekte. Bayan Jennings rolünde Fiona Shaw, sevimsiz Fanny Dashwood rolünde Stacy Martin, üvey ağabey John Dashwood rolünde Tom Brooke yer almakta. Eserin bu uyarlaması Diana Reid’e ait. Yönetmen koltuğunda ise bu filmle ikinci uzun metrajını gerçekleştiren Georgia Oakley var.

Bodhi Rae Breathnach stars as Margaret Dashwood, Daisy Edgar-Jones as Elinor Dashwood and George MacKay as Edward Ferrars in SENSE and SENSIBILITY, a Focus Features release.
Credit: Alex Bailey / © 2026 FOCUS FEATURES LLC

Uyarlamaların en büyük dezavantajı, daha öncekilerle kıyaslanma durumu. Ki burada Ang Lee yönetmenliğinde, Emma Thompson, Kate Winslet, Hugh Grant ve Alan Rickman’lı bir oyuncu kadrosuna sahip 1995 yapımı bir uyarlama söz konusu olunca karşılaştırma yapmak işten bile değil. Ancak her yönetmenin kendine göre bir anlatım dili var ve Georgia Oakley de bunu ortaya koymuş. Ancak aşktan çok kasvetin ve donukluğun hâkim olduğu bir uyarlamaya dönüşmüş. Filmde Elinor ve Marianne arasındaki ilişkinin derinliklerini fazlasıyla hissediyoruz. Marianne’in özgür ve kendine buyruk tavırları, tutkusu ve doğayla iç içe oluşu daha yoğun bir şekilde gözümüze çarpıyor. Kadrajdan yansıyan doğa gerçekten çok güzel ancak o da filmin ruhsuzluğuna yenik düşmüş durumda. Durumu kotaranlardan biri Fiona Shaw ile hayat bulan Bayan Jennings karakteri ve bulunduğu her sahnede filmin durağanlığını bir nebze hareketlendiriyor. Bu arada anne olarak izlediğimiz Caitríona Balfe’nin rol için biraz genç kaldığını düşünüyorum. (Keeley Hawes veya Olivia Coleman daha iyi seçimler olabilirdi sanki.)

Filmde beni etkileyen tek unsur Elinor ve Edward arasındaki çekim oldu. Hem Daisy Edgar-Jones hem de George MacKay rollerinde oldukça iyiler ve ikisi arasındaki uyum muhteşem bir şekilde beyazperdeye yansımış. (Edward’ın Elinor’a aşk dolu gözlerle bakışı kesinlikle görülmeye değer.) Her uyarlamanın kendine has bir güzelliği var ve benim için bu filmin güzelliği bu iki oyuncunun performansı oldu. Ve Albay Brandon rolündeki Herbert Nordrum’ı atlamak istemiyorum. O soğuk ve içine kapanık karakterde bir o kadar parlıyor.

Aşk ve Yaşam kim bilir daha ne kadar uyarlanacak bilinmez ancak ben her defasında -iyi veya kötü fark etmez- izleyeceğime eminim. Eğer sizler de bu şekilde düşünüyorsanız vakit kaybetmeyin ve bir de bu tasvirine bir şans verin. Ne olursa olsun sonuçta kazanan aşk olacak. Şimdiden iyi seyirler.