Ana Sayfa Sinema Clayface: İntikamın Şekil Değiştiren Yüzü

Clayface: İntikamın Şekil Değiştiren Yüzü

4
CLAYFACE

DC evreninde Batman ne kadar önemli bir karakter ise, onun düşmanları da bir o kadar kayda değer. Ve “kötü” ye dönüşme hikâyeleri kimi zaman oldukça trajik. İşte onlardan biri, şekil değiştirerek istediği kişiye dönüşebilen Clayface. Yıllar içinde pek çok farklı kişilik tarafından sahiplenilen bu karakter, Matt Hagen geçmişiyle dönüşümü yaşayarak beyazperdede karşımıza çıkıyor. Hollywood’da umut vadeden bir oyuncunun talihsiz bir kazayla adım adım Clayface’e dönüşmesi, Tom Rhys Harries’in başrolünde yer aldığı bir hikâyeyle ülkemizde vizyona giriyor.

Hollywood’un genç ve yakışıklı oyuncularından Matt Hagen parlak bir kariyere doğru ilerlemektedir. Oynadığı bir filmle Oscar adaylığı açıklanır, programlara konuk olur. Kendisi gibi oyuncu olan çocukluk arkadaşı Corey ile birlikte büyüdüğü yere, Gotham şehrine gelirler ve felekten bir gece geçirmeye karar verirler. Gece kulübünde yine bir oyuncu olan Mia Torrez tarafından baştan çıkarılır ve birlikte olurlar. Ancak sabah kalktığında Matt bu birlikteliğin bedelini ağır ödeyecektir. Birlikte olduğu kadın şehrin en tehlikeli suç patronlarından Markos Szabo’nun sevgilisi olunca bileti kesilir ve yüzü paramparça edilir. Ne dava sürecinden adalet çıkar ne de geçirdiği ameliyatlar sonuç verir. Yaşamakta olduğu parlak hayatın ışığı bir anda söner. Çocukluk travmalarını tetikleyen eski izbe evine dönmek zorunda kalır. Menajerinden, ajansından, çevresindeki herkesten uzaklaşan Matt, yüzünün görüntüsüyle de içine kapanır. Yine her şeyin eskiye dönmesi lazımcdır ama nasıl? Bu sırada nanoteknolojik bir tedavi yöntemiyle ciltteki hasarlı dokuları düzeltmeye çabalayan Dr. Caitlyn Corr’u keşfeder. Israrı sonucunda Caitlyn, çalışmalarını Matt’in üzerinde denemeye karar verir. Aşama aşama ilerlenen tedavi sürecinde Matt eski yüzüne kavuşur. Uzaklaşmak zorunda kaldığı film dünyasına yeniden geri dönme umudu belirir. Ancak yüzünde beklenmedik bir deformasyon oluşmasıyla Matt için artık bambaşka bir yol çizilecektir.

Filmde adım adım Clafyace’e dönüşen Matt Hagen’a Galli oyuncu Tom Rhys Harries hayat veriyor. Üzerinde çalıştığı tedaviyle bir nevi kendi Frankestein’ını yaratan Dr. Caitlyn Corr rolünde Naomi Ackie’yi izliyoruz. Gotham şehrinin yozlaşmış polis departmanında işini düzgün yapmaya çalışan polis dedektifi -ve Caitlyn’in sevgilisi- John Borrelli rolünü Max Minghella üstleniyor. Şehrin suç patronu, Matt’in tüm kaderini değiştiren Markos Szabo rolünde David Dencik yer almakta. Matt’in tekinsiz menajeri Frank Fitzpatrick rolünde Eddie Marsan’ı izliyoruz. Matt’in çocukluk arkadaşı Corey Bowery rolünü Joshua James, başını bu belaya sokan Szabo’nun sevgilisi Mia Torrez rolünü Joana Ribeiro, Matt’in ajans temsilcisi Hildie Love rolünü Nancy Carroll üstleniyor. Yönetmen koltuğunda çoğunlukla korku filmleriyle tanınan ve McMafia dizisinin yaratıcıları arasında bulunan İngiliz yönetmen James Watkins var. Hikâye ise son dönemin popüler film yapımcılarından Mike Flanagan’a ait. James Watkins ile McMafia’yı yaratan İran asıllı İngiliz yazar-yönetmen Hossein Amini, Flanagan ile birlikte senaryoyu kaleme almış. Matt Reeves, James Gunn ve Peter Safran da filmin yapımcıları arasında. Çekimleri İngiltere-Liverpool’da yapılan filmin görüntü yönetmenliğini ise Rob Hardy (Supergirl) üstleniyor.

Clayface, düşük bir beklentiyle gittiğim (etkisiz bir fragmanın bunda payı büyük) ama sonucundan gayet memnun kaldığım filmlerden biri oldu. Karşımızda body horror olarak tabir edebileceğimiz psikolojik bir gerilim var. Arka planda kalan bir Gotham şehrinde umutlu bir insanın yaşadığı trajediyle kötüye dönüşümünü izliyoruz. Matt’in yüzüne aldığı darbeler dâhil olmak üzere sonrasında uygulanan operasyon sahneleri izlemesi zor anlar arasında. Kil kütlesine dönüşmeden önce yüzünün yaşadığı değişimler yine aynı tedirginlikte beyazperdeden yansıyor. DC “kötü”lerinin var olduğu hikâyelerde alıştığımız o karanlık ortam burada da hâkim ve iyi bir görsellik yakaladıklarını düşünüyorum. Matt’in çocukluk yıllarının zor geçtiğini, şiddetin var olduğu bir evde büyüdüğünü hikâyede az da olsa anlıyoruz. Belki geçmişe dair ufak geri dönüşler olsaydı karakterle izleyici arasında biraz daha bağ kurma şansı olabilirdi diye düşünüyorum.

Matt, yaşadığı bu değişimin yarattığı ruh halini kendisini tedavi üretmeye çalışan Caitlyn’in desteğiyle dengelemeye çalışıyor. Çünkü yalnızlaştığı hayatındaki tek kişi Caitlyn ve zamanla ona karşı duyguları da değişime uğruyor. İkilinin arasındaki sahneler filmin gergin temposunu bir nebze yumuşatıyor. Matt’in ruhsal dönüşümü büyük bir öfkeyi getirirken intikam duygusunu fazlasıyla tetikliyor. İntikam yolcululuğunun son durağı olan Szabo’ya ulaşma sahneleri oldukça sürükleyici.

Clayface, bir karakterin evrimini sadece ona odaklanarak anlatan yapımlardan biri. Eğer Gotham şehri ve sakinlerine dair beklentiniz varsa öyle bir şey yok. Burada hikâye umutlu bir yıldızdan kile dönüşen bir canavara ait. Eksikleri olsa da karaktere dair bir girizgâh gibi düşünülebilir. Ki Supergirl’den daha anlamlı bir filmin sizi beklediğini söyleyebilirim. Şimdiden iyi seyirler…