Yeni zaman, her şeyde olduğu gibi anlatımları da değiştiriyor ve dönüştürüyor. İşte o değişimlerden biri 29 Mayıs itibariyle sinemalarda yerini alıyor. Yönetmen Kane Parsons (Sosyal medya adıyla Kane Pixels) 2022 yılının başlarında Youtube kanalında paylaştığı ve fazlasıyla izlenme sayısına ulaştığı kısa filmleri The Backrooms’dan ilham alarak ilk uzun metrajlı filmini ortaya çıkardı. Gizemli, sonsuz ve sınırsız bir mekânın merak uyandırıcı ve ürpertici hikâyesini anlattığı Backrooms’da Chiwetel Ejiofor ve Renate Reinsve’yi başrollerde izliyoruz.
Sonsuzluğa Açılan Bir Kapı
1990’lı yıllar. “Captain’s Clark Ottoman Empire” adında bir mobilya mağazasının işletmeciliğini yapan Clark, hayattan istediğini bulamayan insanlardan biridir. Eşinden ayrı, kabul etmese de alkol problemi yaşamakta ve işinde aslında mimar olarak var olmak istese de bu mobilya mağazasının içine hapsolmuş durumda. Etkileşim içinde olduğu tek kişi ise terapisti Mary Kline’dır. Mary, 90’lar Amerika’sının belki de en popüler pazarlama yöntemi olan, hatta Clark’ın da denemekten çekinmediği TV reklamlarıyla insanlara ses kasetlerini satmaya çalışmaktadır. Ki kendi geçmişi de travmalar içermiyor değil. Günlerden bir gün, Clark yine akşamını mobilya mağazasında geçirirken, televizyonun aniden kapanması sonucu soluğu bodrum katında alır. Ve duvarda ince bir çizgi fark eder. Bunun ne olduğunu anlamaya çalışırken kendisini bir anda duvarın içinden geçmiş bir şekilde bambaşka bir mekânda bulur. Önce bir mobilya yığınıyla karşılaştığı bu mekânın neredeyse sonu yoktur. Koridorlarla, odalarla bitmek tükenmek bilmeyen bir labirent gibidir. Neye uğradığını şaşıran Clark, gördüğü bu akıl almaz manzaradan Mary’ye de bahseder. Halihazırda sıkıntılarla boğuşan bu adamın dedikleri pek aklına yatmaz. Clark, yaşadığı bu ilginç deneyime mağaza çalışanlarından Kat ve onun erkek arkadaşı Bobby’yi de dahil eder. Ancak “merak kediyi öldürür misali” beklenmedik olayları da beraberinde getirir. Çünkü bu sonsuzluğu geride bırakmak hiç de kadar kolay değildir.
Gizemli Mekân Filmin Başrolü
Film, oyunculardan çok mekânı öne çıkaran bir yapım. Clark’ın duvardan geçmesiyle birlikte ortaya çıkan bu gizemli alan ilk andan itibaren merak uyandırıyor. İçindeki karakterler ise bir video oyunundaki gibi sizleri o bilinmezliğin içine adım adım götürerek hem şaşırtıyor hem de ürpertiyor. Tabii böyle sonsuz ve sürprizlerle dolu bir mekânda yer almanın verdiği hissi de hakkıyla yansıtmak gerek. İşte burada da oyuncular devreye giriyor. Clark rolünde izlediğimiz Chiwetel Ejiofor’un yanı sıra Mary rolündeki Renate Reinsve’nin filmdeki performansları bu açıdan kusursuz diyebilirim. Lukita Maxwell ve Finn Bennett’ı Kat ve Bobby rollerinde izlediğimiz filmde Mark Duplass de az ve öz performansıyla her zamanki gibi oldukça başarılı.

Nedir Bu Backrooms?
Filmin fragmanı karşıma çıkmaya başladığından bu yana, “Nedir bu Backrooms” diyenler arasına eklendim. (Malum yaşımız ilerliyor ve her zaman her şeyin farkında olamıyoruz.) Ardından ufak bir araştırmayla ne olduğunu kavramaya çalıştım ve benim gibi “farkında olmayanlar” arasındaysanız kendim anladığım kadarıyla ufak bir bilgi vereyim istedim. Yerleri halıyla kaplı ve floresan ışıkların aydınlattığı boş odalardan bir fotoğraf, 2019 yılında 4chan adındaki resimlerin yüklendiği bir mesaj panosunda paylaşılır. Aslında bu fotoğraf, sayfanın paranormal temalı bölümünde, kullanıcıların rahatsız edici, tuhaf görselleri paylaşmaları için açılan bir konu başlığının fotoğrafı olarak yüklenir. Ardından başka bir kullanıcının bu fotoğrafa verdiği yanıtla Backrooms’un tanımı da ortaya çıkmış olur: “Eğer dikkatli olmazsanız ve yanlış yerlerde gerçeklikten koparsanız, sonunda Backrooms’a düşersiniz. Burada eski nemli bir halının kokusu, tek bir sarı tonunun çılgınlığı, floresan lambalarının çıkardığı sonsuz arka plan gürültüsünün ardında, yaklaşık 600 milyon mil metrekarelik rastgele bölümlere ayrılmış odalarda hapsolmuş bir şekilde kalırsınız. Eğer yakınlarda dolaşan bir şeyin sesini duyarsanız Tanrı sizi korusun, çünkü o sizi kesinlikle duymuştur.”
Böyle ürpertici bir açıklamayla birlikte, insanların yanlışlıkla gerçeklikten koparak sonsuz gibi görünen sarı duvarlı labirent şeklindeki odalarda kendilerini bulduğunu varsaydığı Backrooms efsanesi, büyümeye ve bir çılgınlık haline dönüşmeye başlar. Ona dair hikâyeler üretilip paylaşılır, hayran kitleleri sosyal medyaya videolar yüklemeye başlarlar, hatta video oyunlarına dahi uyarlanır. Ve tabii ilham kaynağı olur. (Mekân bende ilk olarak Severance dizisini anımsattı ki, dizinin yaratıcısı Dan Erickson’ın hikâyeyi yaratırken ilham aldığı kaynaklardan birinin de Backrooms olduğunu öğrenmiş oldum.)
İşte Backrooms’dan etkilenenlerden biri de Kane Parsons, yani Youtube adıyla Kane Pixels olur ve 2022 yılında henüz 16 yaşındayken bununla ilgili kısa korku filmlerini kanalında paylaşmaya başlar. 2023 yılında bir film uyarlaması yapılacağı duyurulur ve Parsons da A24 yapım şirketinin “en genç uzun metrajlı film yönetmeni” olarak bu çılgın akımı bir filme dönüştürür.
(Bu arada 2024 yılında fotoğrafın aslında nereye ait olduğu da ortaya çıkıyor. 2002 yılında Wisconsin’deki eski bir mobilya mağazasının bir hobi dükkânına dönüşmesi sırasında çekilen fotoğraf 2003 yılında internete yüklenince, hiç umulmadık bir şekilde Backrooms akımının ilham kaynağı oldu.)

Ürpertici Bir Bilinmezlik
Backrooms’da Clark’ın sonsuz mekâna geçişiyle birlikte “acaba ne olacak, nereye varacak” sorusu sürekli zihninizde yer ediyor. Bilinmezliğin ve sonsuzluğun merakı gittikçe artarken rahatsız edici bir ürpertiyi de beraberinde getiriyor. Clark, mekânın koridorlarında ilerledikçe her koridor yeni bir odaya, her oda yeni bir alana, her alan yeni bir mekâna açılıyor ve bu hiçbir şekilde bitmiyor. En ilginç yanı ise, bu sonsuz mekânın aslında bir nevi yaşayan bir varlık gibi olması. Çünkü hatırladıklarıyla, hafızasında yer edenlerle ortaya yeni şeyler çıkarıyor ve siz de bunu Clark’la birlikte fark ediyorsunuz. Filmin yarattığı o rahatsız edici duygu çok baskın olsa da merakınız sonuna kadar devam ediyor. Ve hiç şüphesiz bu Backrooms’dan daha çok hikâye çıkacakmış gibi gözüküyor.
Backrooms, konuya aşina olanlar için izlemesi heyecan verici, benim gibi yeni farkına varanlar için ilginç bir deneyim olacak. Klostrofobisi olanlar için ise pek tavsiye edilebilecek bir film değil. Siz siz olun, yanlış yerlerde gerçeklikten kopmamaya çalışın olur mu? Şimdiden herkese iyi seyirler.


















