Sakin bir kasaba, kendi halinde insanlar, her biri diğerinin aynı gibi gözüken günlerde sıradan olaylarla uğraşan (ya da uğraşmayan) bir şerif. Tabii bu sakinlik ne yazık ki bir yere kadar. Çünkü işin içinde John Wick serisinin yaratıcısı Derek Kolstad var. Bob Odenkirk’ün başrolünü üstlendiği, Ben Wheatley’nin yönetmen koltuğunda oturduğu Normal, 19 Haziran’dan itibaren sizi bir aksiyonun içine davet ediyor.
Sıradan Bir Gün Kâbusa Dönerse
Minnesota’nın kışı sağlam geçen kasabası Normal’dayız. Geçmişine sünger çekip bu kendi halindeki toplumun içinde günlerini geçiren ‘geçici’ şerif Ulysses, altı haftalık görevinin ilk haftasındadır. Günlük işleri ya komşular arasındaki park tartışması ya da yanlış rengi gönderilmiş yün yumaklarıdır. Arada uzun zamandır kendisine geri dönüş yapmayan eşine sessiz mesajlar bırakmakta, kasabanın tek restoranı Ernie’s’de akşam yemeklerini yemekte ve ucuz bir otelde konaklamaktadır. Kasaba ve insanları gayet sıradan ve işinde gücünde gibi gözükse de Ulysses kafasında bazı soruların cevabını düşünmeden edemez. Mesela, yerine gelmek zorunda kaldığı şerif nasıl olup da bu kadar soğukta balık tutmaya giderken hayatını kaybetmiştir. Mesela her akşam yemeğini yediği restoranın duvarlarında neden bir sürü tüfek asılıdır. Ki polis karakolunda da durum farklı değildir. Bu kadar sükunetin hâkim olduğu bir yerde neden bu kadar fazla mühimmat bulunmaktadır. İşte tüm bu düşünceler kafasında dolanırken, bir gün polis karakoluna bankadan gelen acil durum sinyali tüm bu gizemin çözülmesini sağlar.

Bob Odenkirk ve Aksiyon Sevdası
Dizi severlerin gönlünde Saul Goodman karakteriyle yer eden Bob Odenkirk, Nobody film serisiyle birlikte aksiyona geçiş yaptı ve bunu da oldukça benimsedi. John Wick’in yaratıcısı Derek Kolstad’la da kimyaları oldukça tutmuş olacak ki, Nobody serisinin ardından bu defa Normal’da yeniden birlikte çalışıyorlar. (Kolstad aslında Nobody öncesinde bu film için bir senaryo yazmış ve sonrasında Odenkirk’le fikir fırtınası yaparak hikâyeye ortak imza atmışlar.) Filmin yönetmen koltuğunda Ben Wheatley yer alırken, Henry Winkler’ı Belediye Başkanı Kibner, Lena Headey’yi bar çalışanı Moira, Jess McLeod’u eski şerifin çocuğu Alex rolünde izliyoruz.
Her Şey Başarısız Bir Soygunla Başlar
Sıradan bir kasaba görüntüsü yansıtan Normal’ın hikâyesi gayet sakin bir şekilde başlıyor. Bir yandan geçmişinden kaçan ve yaşadıklarını zihninden bir türlü atamayan Ulysess’in gizemini çözmeye çalışıyor, bir yandan da onunla birlikte 1890 kişilik bu kendi halindeki kasabanın ne gibi bir anormalliğe sahip olabileceğini düşünüyoruz. Sıkıcı bir monotonlukla geçen o günler, başarısız bir banka soygunuyla tersine dönmeye başlıyor. Haliyle beklenen aksiyon filmin ikinci yarısından itibaren kendini gösteriyor. Ve tabii kasabanın tehlikeli sırrı da. Kırılan eklemler, patlayan silahlardan geçilmeyen bu ölüm-kalım durumlarında absürt olaylar da cabası. Tüm kasabayı bir anda karşısında bulan Ulysses’in tek destekçileri, banka soygunu girişimleriyle her şeyi elleri yüzlerine bulaştıran bir çift ve eski şerifin dışlanmış çocuğu Alex. 1890 kişilik bir topluluğa karşı dört kişinin pek de kötü mücadele etmediğini belirteyim. Çoğu olay öngörülebilir şekilde ilerlese de benim açımdan Bob Odenkirk’ün filmde olması gayet yeterli bir sebep. Bir de üzerine Lena Headey olunca daha ne olsun.
Normal, beklentilerinizi düşük tutarak, fazla kafa yormadan sadece aksiyona odaklanacağınız bir film. Nobody serisinden keyif alanlar arasındaysanız, bundan da memnun ayrılacaksınızdır. Şimdiden iyi seyirler.


















